Bakan Kasapoğlu: Olimpiyatlarda kürsüye Türkiye yakışır

Milliyet Spor Müdürü Tayfun Bayındır, Caddebostan Sahili'nde Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'yla, Şenol Güneş'in de eşlik ettiği bir yürüyüş ve sohbet gerçekleştirdi.

24 Temmuz 2019 Çarşamba - 9:11 | Son Güncelleme : 24 07 2019 - 9:21

İşte Bayındır'ın aktardıkları:

Bakan Mehmet Muharrem Kasapoğlu, A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş’in de yer aldığı sohbetimizde, “Hocamızın işi çok... A Milli Futbol Takımımız’ı Avrupa Şampiyonası finallerine götürmesi, milli takımımızın büyük turnuvalara sürekli katılması doğal olarak onun önceliği. Ancak ben tüm bu önemli hedeflerin ötesinde olimpiyatlarda futbol takımımızı kürsüde görmekten bir başka mutlu olurum” dedi.
 
Gruptaki ilk 4 maçı izlemiş biri olarak, hele Fransa karşısındaki galibiyetin ardından EURO 2020’ye gitme şansımız nedir? Gidersek neler yaparız?
 
“Türk Milli Takımı’nın dünya şampiyonu Fransa’yı net bir skorla mağlup etmesi bir Türk sporsever olarak beni ne kadar mutlu etti bilemezsiniz. O gün tahmin ediyorum dünyanın her yerinde Türk Milli Takımı’nın Fransa’yı 2-0 mağlup etmesi konuşulmuştur. Zaten bizim amacımız her branşta Türk sporcularının başarısının dünyada alkış alması... Finallere gitme ihtimalimiz çok yüksek. İzlanda ile oynayacağımız maçtaki galibiyet bize finallerin kapısını ardına kadar açar. Finallere gidince neler olduğunu daha önce de yaşadık. Ben çeyrek finalin ötesine geçebileceğimize tüm samimiyetimle inanıyorum.” 
 
Şenol Güneş hocamızla beraberiz. Onunla ilk kaybımız İzlanda karşısında yaşandı. “Bir seyirci” ya da “bir taraftar” gözüyle baktığınızda Güneş’i nasıl eleştirirsiniz?
 
Bir hayal değil
 
“Spor Bakanı olarak “bir seyirci” ya da “bir taraftar olarak” hocamı eleştirmem. Son dönemde milli takımda iletişimden kaynaklanan çok sıkıntılar olmuştu. Heyecan ve arzusunu yitiren milli takımımız Şenol hocamızla birlikte halkımız nezdinde başarılı, mütevazı ve sıcak bir kimliğe hemen ulaşıverdi. Bir spor adamı ve Türk vatandaşı olarak hocamızdan isteğimiz bu çizginin devam etmesi. Biz de kendilerine her türlü desteği vermeye hazırız.” 
 
Şenol Güneş hocamızdan Gençlik ve Spor Bakanı olarak ne istersiniz peki?
 
“Türk Milli Futbol Takımı’nın 2024 olimpiyatlarında bayrağımızı dalgalandırmasını... Hocamızın işi çok... A Milli Futbol Takımımız’ı Avrupa Şampiyonası‘na finallerine götürmesi, milli takımımızın büyük turnuvalara sürekli katılması doğal olarak onun önceliği. Yaklaşık 45 yıllık bir futbol adamı olarak federasyonumuz çocuk ve genç futbolunda hocamızın bilgilerinden muhakkak faydalanacaktır. Ancak ben tüm bu önemli hedeflerin ötesinde olimpiyatlarda futbol takımımızı kürsüde görmekten bir başka mutlu olurum. Dünyanın en büyük spor organizasyonunda, dünyanın en çok izlenen branşlarından biri olan futbolda Türkiye’nin kürsüye çıkması da başarılamayacak bir hayal değil.
 
Hocam 2002’de Dünya Kupası’nda ülkemize büyük mutluluk yaşatan takımın teknik direktörüydü. Olim pik milli takımı çalıştıracak zamanı tabii ki olmayabilir. Gördük ki A milli takımımızın derin bir kadrosu var. Ümit millilerimiz var. Federasyon yönetimi ve hocamızın doğru bir planlama ve organizasyonla Türkiye’yi bu alanda da gururlandırmasını isterim.”
 
Herkes sorumlu
 
Yıllarca üzerinde tartıştığımız, spor terörünü bitireceğine inandığımız 6222 sayılı yasa neredeyse unutulmuştu! Mecliste önemli bir revizyona imza atıldı. Bu konuda söylemek istediğiniz şeyler var mı?
 
“Önemli bir sorunun çözümü konusunda çok önemli yol alındı. Şikayetler hep yüksek sesle yapılıyor ancak teşekkür etme konusunda tutucu olmamak lazım. Meclisteki tüm siyasi partilerin desteğiyle yasanın hayata geçmesi çok mutluluk verici. Meclisimizin de kamuoyumuzun da büyük çoğunluğunun ortak hassasiyeti; sporda hem fiziksel, hem sözel şiddetin bitmesi, stadyumların, salonların bir şenlik alanına dönmesi... 
Sosyal medyada kullanılan küfürlü dil, çoğu vatandaşımızın, spor adamının rahatsız olduğu bir konuydu. Cezai yaptırımlar ile şu geçen kısa zamanda sosyal medyada anlamlı ve faydalı bir biçimde küfür ve hakaretin çok azaldığını gözlemleyebiliyoruz. Eleştiri bir haktır, ancak küfür ve hakaret etme özgürlüğü olamaz.
 
Yasa çıktıktan sonra, “Hep taraftar üzerinden konuşuluyor. Kulüp başkanları, yöneticiler 6222 sayılı yasadan muaf mı?” gibi sorular görüyorum. Bu ülkenin Gençlik ve Spor Bakanı olarak kararlılıkla söylüyorum ki, yasalar karşısında sıfatı ne olursa olsun tüm vatandaşlar eşit sorumludur. Sporda şiddeti engelleme yasasının, hiçbir ayrım yapmadan, savcılarımız tarafından özellikle kamuoyu önünde eleştiri sınırlarını aşan, hakaret eden tüm insanlara istisnasız uygulanması şiddetin azalması konusunda önemli faydalar sağlayacaktır.
 
Küfür asla
 
Türkiye’nin pek çok noktasında, stadında, salonunda her hafta sonu toplamda yüz binlerce insanın takip ettiği organizasyonlar yapılıyor. Sporda şiddete bulaşan, küfreden yüzlerce insan ceza alıyor, stadyumlardan uzaklaştırılıyor, passoligleri iptal ediliyor.
 
Yasamızdaki küfür ve şiddete dair yapılan yeni düzenlemelerle, ihlallerin çok daha az yaşanacağı bir sezon izlemeyi umut ediyorum. Önümüzdeki sezondan itibaren belli periyotlarla bu bilgilerin kamuoyunda paylaşılması uygun olacaktır diye düşünüyoruz.”
 
Aynı hatalara tekrar düşülmesin
 
Özellikle futbolun kurtuluşu olarak görülen “Futbol yasası” yine rafa kalktı anlaşılan...
 
“Kalkmadı. Tayfun Bey, kurtuluşlar tek bir yasa, birkaç yasa ile olmaz. Kulüplerimizin borçlardan nefes alamamasının pek çok sebebi var. Önümüzdeki aylarda bu konuda yasamanın çalışmaları son noktaya gelecektir diye düşünüyorum, özellikle sizlerin beklediği, “Kulüp yönetimleri, kulüplerini gelirlerinin ötesinde borçlandırırlarsa o borçtan müteselsilen sorumludurlar” maddesinin de olduğu bir yasanın konsensüs ile çıkacağını düşünüyoruz. 
Ayrıca bu konu yalnızca devletin sorumluluğunda değil. TFF’nin talimatları var, kulüplerimizin uyması gereken UEFA lisans kriterleri var... Kulüplerimizin yüzlerce, binlerce, onbinlerce genel kurul üyesi var! Bu yöneticilerin kurallara ve talimatlara uymama hakkı da yok. Ayrıca ilk aklıma gelen örnek olduğu için söyleyeyim mesela Trabzonspor yönetimi bu konuda tüzük değişikliği yapıp “Bütçe sadakatsizliğinden kendilerini sorumlu tutan” maddeyi işlerliğe soktular, kendilerini kutluyorum. Her kulüp yapabilir...
 
Kulüplerin bu hale gelmesinde ihmalleri olanlar kendilerini de sorgulasınlar ki aynı hatalara tekrar düşülmesin.”
 
Tarihe geçecek projeler
 
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da büyük destek verdiği ‘10 Bin Pota’ ve ‘Yüzme Bilmeyen Kalmasın’ projeleri, gururla söylüyorum, spor tarihimizin en önemli iki projesidir.
 
Çok yoğun bir gündem içerisindesiniz. Geçen hafta 10 bin pota, Yüzme Bilmeyen Kalmasın kampanyalarınızın ipuçlarını paylaştınız. Ama hemen sorayım. Neden 10 bin pota, neden basketbol...
 
“Tayfun Bey tanıtım toplantılarında tüm halkımız projelerimizin ayrıntılarını öğrenecek. Gururla söylüyorum ki, spor tarihimizin çok önemli projelerinden ikisi bu projeler olacak. İlk projemiz sadece basketbol üzerine planlanmadı. Kabul etmek gerekir ki, özellikle büyük şehirlerde spor sahası yapacak alan konusunda sıkıntılar var. Biz çok küçük alanlarda yalnızca basketbol oynanması için değil, tenis, badminton ve voleybol da oynayabilecekleri butik sahalar yapacağız. Anne babaların evlerine 50 metre uzaklıktaki tesise gönül ferahlığıyla gönderebileceği fonksiyonel alanlar olacak. Proje tamamlandığında ülke genelinde haftanın her günü sabahtan akşama kadar yüzbinlerce çocuğumuz, gencimiz insanımız bu alanlarda aktif spor yapacak.
 
Öncelik yüzme
 
Bu sahalarımızın çevresinde orada spor yapan arkadaşlarımızın sorumluluğunda olacak yeşil alanlar bıraktık. Sahanın çevresine ekecekleri ağaçlar büyüdükçe her yıl onlara spor malzemeleri hediye edeceğiz.
 
2020 sonuna kadar 1 milyon çocuğumuza, yetişkinimize yüzme öğreteceğiz. Tesislerimiz, talep doğrultusunda 24 saat ücretsiz kullanılacak. Bakanlık ve federasyonumuzun eğitmenleri dışında dev bir eğitmen kadrosu oluşturuyoruz. Bırakın yüzme öğrenmeyi, denize gidemeyen, havuzun kenarından geçmemiş evlatlarımıza bu hizmetleri götüreceğiz. Önceliğimiz yüzmeyi öğretmek. İki projenin de detaylarını tanıtım toplantılarında paylaşacağız ama şunu büyük bir heyecanla, ümitle söyleyebilirim ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliği ve bu konudaki arzusuyla tesislerimizi halka açmakla kalmayıp, “biz de istiyoruz” denen her yere çocukların oyun oynayabileceği, spor yapabileceği, yaşayan tesisler götüreceğiz.”
 
Cezalar caydırıcı
 
Yıllarca “Spor Toto Teşkilatı”nın başında bulundunuz. “Bahis”, sporun en önemli finans kaynağı olduğu da bir gerçek... Ancak bir de dünyanın sorunu haline gelmiş “yasa dışı bahis” var. Ne diyeceksiniz?
 
“Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir iradeye sahiptir. İçişleri Bakanlığımız’ın ve emniyet mensuplarının konu ile alakalı yaptığı çalışmalar geçtiğimiz sene medyada oldukça önemli yer tuttu. Bu çalışmalar artarak ve titizlikle yapılmaya devam edecek. Cezalar oldukça caydırıcı. Bunu unutmamak gerek.”
 
Favori sporları
 
Gençlik ve Spor Bakanı olarak, futbol dışındakileri düşünerek soruyorum, favori üç sporunuz hangisidir?
 
“Sporların anası atletizm başta olmak üzere, cimnastik ve yüzmeyi hemen söyleyeyim. Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimi için de çok önemli olan bu üç sporda milli takım düzeyinde başarılı olmak da ayrı bir sevinç kaynağı. Önümüzdeki olimpiyat oyunlarında cimnastikçi ve atletlerimizden büyük başarılar beklediğimi söyleyeyim. Hele bu üç branşta ve diğer branşlarımızda öyle bir genç nesilimiz yetişiyor ki 2024 ve sonrası dünyada büyük başarılara imza atacaklar inşallah. Tabii bir ekleme de yapalım. Favori üç sporumu saydım ama güreşten karateye, voleyboldan basketbola, tekvandodan tenise, bütün sporlar çok güzel. Bütün sporcularımız çok özel. Ben bireysel olarak yüzüyorum ve su sporlarına çok ilgi duyuyorum. Fırsat buldukça yüzmeyi tercih ediyorum.”
 
Günün ilk ışıklarında spor sohbeti
 
Huzurun, sakinliğin, dostlarla ayak-üstü yapılan hoş sohbetlerin, en önemlisi de İstanbul’da keyifli sporun adreslerinden biridir Caddebostan Sahili... Ve uzun yıllardır hiç aksatmadan sabahın ilk ışıkları ile birlikte soluğu orada alırım... Güne enerjik başlamak, İstanbul’un yorucu temposundan uzaklaşıp kafa boşaltmak ve kilometrelerce süren yürüyüşlerle vücut sağlığımı korumak adına vazgeçilmez bir alışkanlıktır benim için neredeyse Moda’ya kadar uzanan sahil yolu... Ve çoğu zaman spor dünyasından olsun, iş dünyasından olsun, siyasetten olsun bir yol arkadaşı da mutlaka çıkar karşıma...
Hafta sonu yine soluğu Caddebostan’da almıştım ki, bu kez misafirlerim epey bir ağırdı; Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, benim gibi sahil yolunun gediklisi A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş... Biz tam sohbete dalmıştık ki, Milliyet Gazetesi’nin Ekonomi Müdürü, kıymetli çalışma arkadaşım Şükrü Andaç da bizlere katıldı... Hem Türk Sporu’nu, hem futbolu, hem de işin ekonomisini epey bir konuştuk, tartıştık, görüşlerimizi paylaştık...
Bakan Kasapoğlu neredeyse 24 saatini Türk Sporu’na adamış bir siyasetçi... O kadar ki sabahları spor yaparken bile proje üretme derdinde... Fırsat buldukça geldiği Caddebostan’da sanki kendi sağlığı için yürümüyor da, masasındaki planlara nasıl işlerlik kazandıracağını sakin kafayla düşünüyor, en ince ayrıntısına kadar konuları ölçüp, biçiyor... Projelerini hayata geçirirken de bir spor aşığı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine büyük destek verdiğinin altını özellikle çiziyor.
 
Ve biz de sayın Kasapoğlu’nu yakalamışken aklımızdakileri sorduk, önemli cevaplar aldık...


Şenol Güneş: Sevgimiz de var adaletimiz de
 
Beşiktaş’ın şampiyonluğu sonrasında Caddebostan Sahili’nde yakaladığımız teknik direktör Şenol Güneş de bu kez randevulu olarak, hem de A Milli Takımı’nın başında yer alan bir teknik adam sıfatıyla yanımızdaydı.
 
Kendisine en çok destek veren isimlerin başında yer alan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında Güneş’in de geleceğe dair düşüncelerini, ay-yıldızlılar ile birlikte yaptıklarını, planlarını ve yapacaklarını da dinleme fırsatımız oldu.
 
Siyah-beyazlılar ile yaşananlardan, Beşiktaş’ta yapılanlardan şöyle bir özet geçti Güneş... Ancak bunlar, gazetecilik tabiriyle “off the record” olacak, bizde kalacaktı.
 
Sabır dileği
 
Ama A Milli Takım ve Türk futbolu açısından Şenol Güneş’in hedefleri de, hayalleri de çok büyük... Bu yeni jenerasyona inanıyor, güveniyor. Aldıklarının yanında, alamadıklarını da anlatıyor, takım içi adaletin her zaman, her şeyden önemli olduğunu dile getiriyor.
 
Fransa ve İzlanda maçları için açıkladığı kadroda Cenk Tosun’un kulübünde hiç görev almadığı halde çağırdığını, çünkü onun kapasitesini ve ne yapacağını bildiği için böyle davrandığını dile getiren Güneş, Trabzonsporlu Hüseyin Türkmen’i de örnek göstererek, onun da milli forma altında mücadele edeceğini dile getirdi.
 
Renk gözetmeden, herkesi kucaklayacak bir teknik adam olduğunu söyleyen Güneş, “Daha maçlar yapacağız, hazırlık karşılaşmaları oynayacağız. Elimizdeki gençleri geliştirmek, bireysel performanslarını daha yukarı taşımak için kulüpteki hocalarıyla el ele vereceğiz. Şuna inansınlar, sevgimiz de adaletimiz de var. Adil olmamız sevgimizin önündedir. Kadroya çağrılmayan oyuncular var. Hayali, hedefi olan oyuncuların sabırlı olmalarını ve motivasyonlarını yüksek tutmalarını istiyorum” yorumunu yaptı.
 
Hepimizin takımı
 
El ele hareket ederek, hep birlikte engellerin aşılması gerektiğini ifade eden Şenol Güneş, “Bu takım hepimizin takımı... Tüm Türkiye’nin takımı... Milli Takım’ın değerini koruyalım, el birliğiyle bu ekibe sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.
 
Gençlerle devam
 
Milli Takım’ın tecrübeli hocası, “Bu sene Milli Takım yılı olacak. Genç kadroyla iyi sonuçlar almak için hazırlanıyoruz. Kulüp takımlarımızın özellikle Galatasaray ve Beşiktaş’ın Avrupa’daki performanslarına bakacağız. Çünkü diğer ekipler problemler yaşıyorlar. Bu nedenle ülkeyi Milli Takım temsil edecek. Çekirdek kadroyu oluşturduk. Ekstra bir şey olmazsa bu oyuncuların değişmesi zor. Bu gençlerle devam edeceğiz. Omzumuzdan fazlalıkları atalım. Herkes mutlu olalım diyor, kimse bir şey yapmıyor. Herkes birbirinin üzerine basmak istiyor” ifadelerini kullandı.
 
Milli Takım her yerdedir
 
Güneş, iç sahada oynayacakları üç maçı özellikle İstanbul’da oynamak istediklerini belirtti, “En doğudan başladık, batıya doğru geliyoruz. Hedefimiz batıdan da en batıya gitmek. Türkiye taraftarını İstanbul-Anadolu diye ayırmak doğru değil. Birlik olması için gruptaki üç maçımızı İstanbul’a aldık. Milli takım taraftarı her yerdedir. Takım iyi olursa bu tribünlere de olumlu yansır. ‘Türk futbolunun marka değerini yükseltelim’ diyoruz. Bunun için 80 milyon bir araya gelmeli. Kiminin sesi, kiminin nefesi, kiminin duası...” dedi.
 
(Milliyet)

Etiketler:
Tüm Fikstür