Başkan Orman'ın son şansı!

Ünlü futbol yorumcusu Mehmet Demirkol, Beşiktaş'ın yeni sezon öncesi son durumunu değerlendirirken çarpıcı ifadeler kullandı.

16 Haziran 2014 Pazartesi - 10:50 | Son Güncelleme : 16 06 2014 - 11:05

Mehmet Demirkol, Fanatik gazetesindeki yazısında, Beşiktaş Yönetimi'nin en büyük sorununun gereksiz beklentiler yaratarak kendilerini bunun kurbanı yapmak olduğunu belirterek şu değerlendirmeleri yaptı:
 
Beşiktaş Yönetimi’nin en büyük sorunu gereksiz beklentiler yaratıp kendilerini bunu kurbanı yapmak. ‘Ronaldinho gelecek’ diyorlar gelmiyor. Onlardan kimse Ronaldinho’yu istemiyor halbuki. ‘Diego gelecek’ diyorlar gelmiyor. Onlardan Diego’yu isteyen de yok. Sonra durup dururken ‘bu stat Ağustos’a biter’ diyorlar. Daha İnönü orada dururken. Kimse 1 yılda yıkıp yapmanı beklemiyor ki stadı. Bir anda birisi çıkıyor yönetimden sıkıyor bir şey ve bununla uğraşıyorlar aylarca. Orman yönetiminin bu tip çok hikayesi var. Unutulmasın, Tamer Kıran durup dururken Sven Goran Eriksson’la anlaşıp adama Türkiye’ye gelmeden 750 bin Euro ödemişlerdi. Kendi kendilerine bela açıyorlar. Futboldaki hataları anlıyorum bir taraftan. Heyecanla yapılıyor. Peki ama asıl işleri olan inşaatta nasıl oluyor da bu kadar yanılabiliyorlar. Açık söylemek gerekirse başkanın işi zor ve bu sene son şansı.
 
Eleme turu imkansız görev
 
Baştaki en büyük bela Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için 2 ön eleme oynanacak olması. Bu neredeyse imkansız bir görev. Bunu seri başı olmadan başaran Türk takımı neredeyse bir UEFA Kupası kaldırmış kadar övülmeli. Bu yolda yıpranmak çok olası. Açık söylemek gerekirse ben bu yoldan hiçbir Türk takımının Şampiyonlar Ligi’ne girebileceğini düşünmüyorum. Üstüne hem sezonu erken açıp yorulacak hem de psikolojik olarak yıpranma ihtimali var. Ligde bu hakkı elde ederken zafer gibi duruyor, ama sezon başlayınca bildiğin lanet bu Şampiyonlar Ligi ön elemesi.    
 
Bu kadro yoğun fikstür kaldırmaz
 
Beşiktaş’ın çok iyi bir kalecisi var. Sağ ve sol bek bulmak zorundalar. Stoper de muhtemelen... Atiba ve Veli çok iyi bir sezon geçirdiler. Oğuzhan büyük yeteneğine rağmen hala orada güvenilecek bir süreklilik sağlayamadı. Olcay yine iyiydi. Ama Gökhan ve Almeida yok gibi gözüküyor. Beşiktaş’ın bu tabloda 5 direkt oyuncuya bir o kadar da alternatife ihtiyaç duyduğu gözüküyor. Bu açığı doldurmak kolay değil. Kadro yeter derseniz olmaz. En kötü ihtimalle Avrupa Ligi’nde oynayacak bu takım. Bu fikstürü bu kadro taşıyamaz.   
 
Zirve tarihi başarı olur
 
Açık konuşmak lazım. Rakipler muslukları kısmaya başladı ama hala gelirleri çok yüksek olduğu için Beşiktaş’tan öndeler. Eğer Beşiktaş geçen sezonu 11’de 9 kadro garantisiyle bitirmiş olsa, bir iki transferle işi bitirmek mümkün olsa olabilirdi. Ancak an itibarıyla 5-6 pozisyona oyuncu almak şart. Ve üstüne Şampiyonlar Ligi ön elemesi zulmü var. Muhtemelen Avrupa Ligi’nde gruplar var. Ve yine stat yok. Bu sene Beşiktaş şampiyon olursa tarihinin en büyük başarısı olur.   
 
Taraftarın duygularıyla oynanmamalı
 
Burada rollerin iyi anlaşılması lazım. Kulüplerin sahibi genel kurullardır. Onlar da yetkiyi yönetimlere verirler. Dolayısıyla Başkan aslında tek yetkilidir. Ancak burada yapılanın bir duygu işi olduğunu unutulmamalı. Taraftar giderse yapacak iş kalmaz. Taraftar istemezse orada durmak mümkün de olmaz. Yönetimle ya da muhalefetle maddi ilişkiye girmeyen taraftar gruplarına saygı duymak zorunluluğu vardır. Herkes kendi alanında kaldığı sürece sorun olmaz. Ama asıl önemlisi BJK yönetiminin sürekli gereksiz beklentiler yaratarak özellikle genç taraftarların duygularıyla oynamamalı. Ronaldinho, Diego, stat... Kimse sizden bu sözleri istemedi ki!
 
Takıma güçlü bir santrafor lazım
 
Fernandes geçen sezon başında bu takımın etrafında şekilleneceği olmazsa olmaz adamdı. Sezon bittiğinde kimse onu aramıyordu artık. Ben Özen ve Bilic’in ondan yararlanamadığını düşünmüyorum. Asıl Fernandes’in durumdan yararlanamadı. Gidişi kayıp değil. Ama Almeida öyle değil. İlk yarı iyi oynadı. İkinci yarı iyi olmamasına rağmen rakibin özel tedbir alma zorunluluğu hiç bitmedi. Beşiktaş’ın o ayarda başka santrforu yok. Cenk de o ayarda değil. Oraya güçlü bir santrfor lazım. 
 
Dany olayı tez olur
 
Beşiktaş’ın en büyük silahı Fenerbahçe ve Galatasaray’da yer bulması zor yerli oyuncuları ilk 11’le ikna edebilecek olması olabilir. Beşiktaş, oyuncularına az paralar vermiyor. Yaratılan algı bir illüzyon. Geçen yıl örnektir. Beşiktaş kadro yetersizliği nedeniyle Galatasaray’a 2.liği kaptırmadı. Galatasaray 2.liği almamak için çok uğraşmasına rağmen buraya asılacak dirayeti gösteremediler. Sorun bu. Serdar’dan Fernandes’ten, Almeida’dan ve hatta Oğuzhan’dan bekledikleri dirayeti göremediler. Bir de Dany hikayesi var tabii. Kendi başına bela açmak konusunda tez başlığı olur bu transfer.

Başkan Orman'ın son şansı!

Ünlü futbol yorumcusu Mehmet Demirkol, Beşiktaş'ın yeni sezon öncesi son durumunu değerlendirirken çarpıcı ifadeler kullandı.

16 Haziran 2014 Pazartesi - 10:50 | Son Güncelleme : 16 06 2014 - 11:05

Mehmet Demirkol, Fanatik gazetesindeki yazısında, Beşiktaş Yönetimi'nin en büyük sorununun gereksiz beklentiler yaratarak kendilerini bunun kurbanı yapmak olduğunu belirterek şu değerlendirmeleri yaptı:
 
Beşiktaş Yönetimi’nin en büyük sorunu gereksiz beklentiler yaratıp kendilerini bunu kurbanı yapmak. ‘Ronaldinho gelecek’ diyorlar gelmiyor. Onlardan kimse Ronaldinho’yu istemiyor halbuki. ‘Diego gelecek’ diyorlar gelmiyor. Onlardan Diego’yu isteyen de yok. Sonra durup dururken ‘bu stat Ağustos’a biter’ diyorlar. Daha İnönü orada dururken. Kimse 1 yılda yıkıp yapmanı beklemiyor ki stadı. Bir anda birisi çıkıyor yönetimden sıkıyor bir şey ve bununla uğraşıyorlar aylarca. Orman yönetiminin bu tip çok hikayesi var. Unutulmasın, Tamer Kıran durup dururken Sven Goran Eriksson’la anlaşıp adama Türkiye’ye gelmeden 750 bin Euro ödemişlerdi. Kendi kendilerine bela açıyorlar. Futboldaki hataları anlıyorum bir taraftan. Heyecanla yapılıyor. Peki ama asıl işleri olan inşaatta nasıl oluyor da bu kadar yanılabiliyorlar. Açık söylemek gerekirse başkanın işi zor ve bu sene son şansı.
 
Eleme turu imkansız görev
 
Baştaki en büyük bela Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için 2 ön eleme oynanacak olması. Bu neredeyse imkansız bir görev. Bunu seri başı olmadan başaran Türk takımı neredeyse bir UEFA Kupası kaldırmış kadar övülmeli. Bu yolda yıpranmak çok olası. Açık söylemek gerekirse ben bu yoldan hiçbir Türk takımının Şampiyonlar Ligi’ne girebileceğini düşünmüyorum. Üstüne hem sezonu erken açıp yorulacak hem de psikolojik olarak yıpranma ihtimali var. Ligde bu hakkı elde ederken zafer gibi duruyor, ama sezon başlayınca bildiğin lanet bu Şampiyonlar Ligi ön elemesi.    
 
Bu kadro yoğun fikstür kaldırmaz
 
Beşiktaş’ın çok iyi bir kalecisi var. Sağ ve sol bek bulmak zorundalar. Stoper de muhtemelen... Atiba ve Veli çok iyi bir sezon geçirdiler. Oğuzhan büyük yeteneğine rağmen hala orada güvenilecek bir süreklilik sağlayamadı. Olcay yine iyiydi. Ama Gökhan ve Almeida yok gibi gözüküyor. Beşiktaş’ın bu tabloda 5 direkt oyuncuya bir o kadar da alternatife ihtiyaç duyduğu gözüküyor. Bu açığı doldurmak kolay değil. Kadro yeter derseniz olmaz. En kötü ihtimalle Avrupa Ligi’nde oynayacak bu takım. Bu fikstürü bu kadro taşıyamaz.   
 
Zirve tarihi başarı olur
 
Açık konuşmak lazım. Rakipler muslukları kısmaya başladı ama hala gelirleri çok yüksek olduğu için Beşiktaş’tan öndeler. Eğer Beşiktaş geçen sezonu 11’de 9 kadro garantisiyle bitirmiş olsa, bir iki transferle işi bitirmek mümkün olsa olabilirdi. Ancak an itibarıyla 5-6 pozisyona oyuncu almak şart. Ve üstüne Şampiyonlar Ligi ön elemesi zulmü var. Muhtemelen Avrupa Ligi’nde gruplar var. Ve yine stat yok. Bu sene Beşiktaş şampiyon olursa tarihinin en büyük başarısı olur.   
 
Taraftarın duygularıyla oynanmamalı
 
Burada rollerin iyi anlaşılması lazım. Kulüplerin sahibi genel kurullardır. Onlar da yetkiyi yönetimlere verirler. Dolayısıyla Başkan aslında tek yetkilidir. Ancak burada yapılanın bir duygu işi olduğunu unutulmamalı. Taraftar giderse yapacak iş kalmaz. Taraftar istemezse orada durmak mümkün de olmaz. Yönetimle ya da muhalefetle maddi ilişkiye girmeyen taraftar gruplarına saygı duymak zorunluluğu vardır. Herkes kendi alanında kaldığı sürece sorun olmaz. Ama asıl önemlisi BJK yönetiminin sürekli gereksiz beklentiler yaratarak özellikle genç taraftarların duygularıyla oynamamalı. Ronaldinho, Diego, stat... Kimse sizden bu sözleri istemedi ki!
 
Takıma güçlü bir santrafor lazım
 
Fernandes geçen sezon başında bu takımın etrafında şekilleneceği olmazsa olmaz adamdı. Sezon bittiğinde kimse onu aramıyordu artık. Ben Özen ve Bilic’in ondan yararlanamadığını düşünmüyorum. Asıl Fernandes’in durumdan yararlanamadı. Gidişi kayıp değil. Ama Almeida öyle değil. İlk yarı iyi oynadı. İkinci yarı iyi olmamasına rağmen rakibin özel tedbir alma zorunluluğu hiç bitmedi. Beşiktaş’ın o ayarda başka santrforu yok. Cenk de o ayarda değil. Oraya güçlü bir santrfor lazım. 
 
Dany olayı tez olur
 
Beşiktaş’ın en büyük silahı Fenerbahçe ve Galatasaray’da yer bulması zor yerli oyuncuları ilk 11’le ikna edebilecek olması olabilir. Beşiktaş, oyuncularına az paralar vermiyor. Yaratılan algı bir illüzyon. Geçen yıl örnektir. Beşiktaş kadro yetersizliği nedeniyle Galatasaray’a 2.liği kaptırmadı. Galatasaray 2.liği almamak için çok uğraşmasına rağmen buraya asılacak dirayeti gösteremediler. Sorun bu. Serdar’dan Fernandes’ten, Almeida’dan ve hatta Oğuzhan’dan bekledikleri dirayeti göremediler. Bir de Dany hikayesi var tabii. Kendi başına bela açmak konusunda tez başlığı olur bu transfer.

Tüm Fikstür