Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu'nda konuştu

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu olağan toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hiçbir şey Fenerbahçe'yi ülkesine hizmet yolundan döndürememiştir. Takım tutmak bir gönül işidir." dedi.

DHA/AA 26 Ekim 2019 Cumartesi - 12:30 | Son Güncelleme : 26 10 2019 - 16:45

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu (YDK) Ekim Ayı Olağan Toplantısı, Faruk Ilgaz Tesisleri'nde yapıldı.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve TFF Başkanı Nihat Özdemir, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'nda yerini aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü'nün özel anı defterini imzaladı.
 
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu olan toplantısında konuştu. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:
 
En çok sporcu yetiştiren, olimpiyatlara en çok sporcu gönderen, tüm  branşlarda faaliyet gösteren kulübün Fenerbahçe olduğunu dile getiren Erdoğan,  stadını yenilemekten lisanslı ürün satışına, kendi televizyonunu kurmaktan üye  sayısına katar pek çok alanda öncü ve lider olan kulübün kendisine yakışanı  gerçekleştirdiğini kaydetti.
 
 
Erdoğan, uluslararası müsabakalarda takım halinde Türkiye'ye ilk  madalyayı getiren Fenerbahçe'nin 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda da şimdilik 8  sporcuyla milli forma altında yarıştığını belirterek, "Temennimiz odur ki bu sayı  daha da artsın. Ne dışarıdan gelen ne de içimizden çıkan düşmanlar, bu kulübümüzü  ülkesine ve milletine hizmet yolundan asla döndürememiştir. İnşallah önümüzdeki  dönemde de Fenerbahçe aynı kararlılıkla yoluna devam edecektir." diye konuştu.
 
Takım tutmanın aslında bir gönül işi olduğunu, insan çıkarı için pek  çok şeyi yapabileceğini, görüntüsünü, mesleğini, siyasi ve sosyal tercihlerini  değiştirebileceğini ancak asla yapamayacağı şeylerden birinin takım değiştirmek  olduğunu vurgulayan Erdoğan, Fenerbahçe sevdasının kendi gönlüne çocukluk ve  gençlik yıllarında düştüğünü, amatörden profesyonele doğru giden futbol hayatına  siyasi çalışmalarının yoğunluğu sebebiyle ara vermek durumunda kaldığını anlattı.
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, babasının bu yola devam etmesine müsaade  etmediğini, okumasını istediğini dile getirerek, sahanın içinde olmasa da sporla,  futbolla, Fenerbahçe ile olan muhabbetinin, irtibatının ve takibinin hep devam  ettiğini söyledi.
 
"Gönül ferman dinlemiyor"
 
Çeyrek asrı geride bırakan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı,  Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevleri süresince hizmet verme açısından bütün  kulüplere eşit davranmaya çalıştığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
 
 "Türk sporu hedeflerine, kurumlarımızın Fenerbahçe gibi spor  kulüplerimizin gayretleriyle başarıdan başarıya koşmalarıyla ulaşacaktır.  Dolayısıyla hizmet ve icraat noktasında herkesin yanında olduk bununla birlikte  Fenerbahçe'nin gönül dünyamızdaki yeri asla değişmedi, hep en üstte kaldı.  Atalarımızın dediği gibi gönül ferman dinlemiyor. Bugün biz de kongre  üyeliğimizde 25. yılımızı doldurarak Yüksek Divan Kurulu üyeliğine geçmeye hak  kazanmış oluyoruz. Bu, Fenerbahçe'ye gönül vermiş herkesin hayali olan unvandır.  Bir de Türkiye'de en çok normal üyeye sahip olan kulüp Fenerbahçe. 10 binlerce  üyesi var ve bu kadar üye potansiyeli olan bir kulüpte de Yüksek Divan Kurulu'nun  şu anda üyelerinden bir tanesi olmak bizim için ayrı bir bahtiyarlık. Çeyrek  asırdan fazladır kongre üyesi olan kıdemli Fenerbahçelilerden oluşan bu güzide  topluluğu kulübümüzle birlikte ülkemiz sporuna yaptıkları katkılar sebebiyle  özellikle tebrik ediyorum.  İnşallah Yüksek Divan Kurulu'muzun bundan sonraki  çalışmalarına biz de her türlü desteği verecek, her türlü katkıyı sunacağız."
 
"Türkiye'de spor daha ileride olmalı"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, böylesine bir gün yaşanmasına  vesile oldukları için kulüp yönetimine de teşekkür etti.
 
Ecdadın sporda iddialı olduğunu ifade eden Erdoğan, atçılıktan  okçuluğa, güreşten kılıç kullanmaya kadar pek çok spor branşının ecdadın günlük  hayatının bir parçası olduğunu dile getirdi.
 
Erdoğan, yaşanılan coğrafyada sporun antik çağlardan beri önemli bir  yere sahip olduğunu belirterek, Anadolu ve Trakya'nın pek çok konu gibi sporun da  merkezi olduğunu, dolayısıyla hem tarihi hem de coğrafi miras gereği Türkiye'de  sporun çok daha ileri bir yerde bulunması gerektiğini kaydetti.
 
Bundan dolayı üzgün olduğunu ifade eden Erdoğan, "Niçin bizim  kulüplerimiz, niçin bizim millilerimiz, milli takımımız çok daha başarılara  mührünü basmasın. Artık çoğu bir asrı geride bırakan modern anlamdaki spor  kulüplerimizin kuruluş tarihleri de dünyadaki örneklerine göre epeyce eskidir.  Her ne kadar göğsümüzü kabartan başarılarımız var ise de genel olarak sporda arzu  ettiğimiz daha da önemlisi hak ettiğimiz yerde olmadığımızı düşünüyorum. Yüzlerce  madalyanın dağıtıldığı uluslararası organizasyonlardan bir iki madalyayla dönmeyi  başarı sayamayız. Çünkü çok daha iyisini yapabilecek potansiyele, güce,  kabiliyete sahip olduğumuzu biliyoruz." diye konuştu.
 
 
Bu konuda iki önemli eksiğin olduğunu vurgulayan Erdoğan, birincisinin  hep konuşulan altyapı, ikincisinin de sporcu yetiştirme sistemi olduğunu söyledi.
 
"Spor tesisi sayısını 3 bin 701'e çıkardık"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık görevini üstlendiği  günden itibaren kendi spor geçmişi sebebiyle de çok iyi bildiği bu iki eksiği  gidermek için yoğun bir çalışma ortaya koyduklarını belirterek, şunları anlattı:
 
 "Cumhuriyet tarihinin en büyük spor altyapısı ve sporcu yetiştirme  faaliyetleri son 17 yılda gerçekleşmiştir. 2002 yılında ülkemizin tamamında  toplam spor tesisi sayısı 1575'ti. Biz buna son 17 yılda 2 bin 126 tesis ilave  ettik ve sayıyı 3 bin 701'e çıkardık. Bunların içinde sayısını 12'den 56'ya  yükselttiğimiz atletizm pistleri, sayısını 46'dan 145'e ulaştırdığımız yarı ve  tam olimpik yüzme havuzları, sayısını 372'den 905'e çıkardığımız kapalı spor  salonlarımız var. Ayrıca sadece 578 tane olan sentetik futbol, basketbol,  voleybol sahalarını mahallelere kadar yaygınlaştırarak sayılarını 3 bin 590'a  yükselttik. Çoğu artık depreme dayanıklılık, kapasite, altyapı gibi eksikleri  sebebiyle günümüz ihtiyaçlarına cevap vermeyen stadyumlarımızı yenilemeye  başladık. Şu ana kadar 16 büyük stadyumu tamamlayıp hizmete sunduk. 12'sinin  inşasına, 9'unun proje ve ihale çalışmalarına devam ediyoruz. Böylece ülkemize  toplam seyirci kapasitesi 750 bini bulan 37 modern stadyum kazandırmış olacağız.  Fenerbahçe Stadyumu hem bu değişimin ilk hem de en başarılı örneklerinden  biridir."
 
"Az önce Sayın Başkan konuşmasında yeşil sahalardan bahsederken hemen  aklıma benim şu geldi. Yani biz oynadığımız dönemde nerede yeşil saha. Biz  toprakta oynuyorduk. Şeref Stadı toprak, Vefa Stadı toprak. Buralarda zaten şöyle  bir yuvarlandığın zaman zımpara gibi bütün her yer, deriler kalkıyordu. Dereağzı  aynı şekilde toprak. E buralar tabi unutulacak gibi değil. Buralardan artık yeşil  sahalara geldik. Bu yeşil sahalar şimdi beğenilmez hale geldi. Seninki mi daha  güzel, benimki mi daha güzel? Hangisinden alalım, çim mi olsun, doğal mı olsun?  Artık bunları tartışır hale geldik. Dünyada birçok ülkeyle mukayese edilemeyecek  şu anda stadyumlara sahibiz. Fenerbahçemizin stadyumu öyle, aynı şekilde  Galatasaray'ın öyle, aynı şekilde Beşiktaş'ın öyle, Trabzon öyle, Gaziantep öyle.  Bakın şimdi artık ikinci liglerde bile bu tür stadyumlar var. Şu anda  Eskişehir'in durumunu görüyorsunuz ama stadyumuna bakın, Eskişehir'de bambaşka  bir stadyum var. Nerelerden nerelere geldik."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık neticeye koşulması gerektiğini ifade  ederek, "Önem ve öncelik vermemiz gereken bundan sonra bir diğer alan işte  okullardır. Şimdi Kenan Evren Lisesi, inşallah buradan artık şöyle vasıflı  sporcularımızı yetiştireceğiz. Netice bu. Ana sınıfından başlayarak üniversite  mezuniyetine kadar tüm öğrencilerimizin spor branşlarındaki yeteneklerini tespit  edecek ve geliştirecek bir sistemi Türkiye genelinde kurmalıyız. Onun için de  spor okullarını kurduk. Bu konuda yapılan çalışmalar takdire şayandır ama hala  yeterli değildir. Aynı şekilde kulüplerimizden de altyapı dediğimiz alana hem  tesis hem sporcu bakımından çok daha fazla önem vermelerini bekliyoruz." diye  konuştu.
 
 "Bireysel spora biraz daha fazla ağırlık vermeliyiz"
 
Futbolun popülerliğinin, diğer alanlara olan ilginin, yatırımın ve  desteğin önüne geçmemesi gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bu bakımdan şu anda zaman zaman bir araya geldiğimizde başkanlarımıza  söylüyorum. Yani yatıp kalkıp hep futbol diyoruz ama şimdi düşünün bir  Fenerbahçe'nin artık basketteki başarısı yadsınamaz. Bu başarıyı bizim devam  ettirmemiz lazım. Aynı şekilde yüzmede Fenerbahçe'nin bir farklılığı var, bunu  artırarak devam ettirmeli diye düşünüyorum. Özellikle kızlarımızın bu noktadaki  başarıları Fenerbahçe'de farklı bir yerde. Bunu sayısal olarak da artırmak  suretiyle bu başarıları geliştirmemiz lazım. Tabii kolektif spor, bireysel. Şimdi  madalyalar kolektiften çok bireyselde. Öyleyse bireysel spora biraz daha fazla  ağırlık vermek suretiyle oradan madalyaları toplamamız lazım ki bunların en  önemlisi de yüzme. Buradan madalya çok gelecektir, buna inanıyorum. Tabii  basketin sesi filan de çok daha farklı çıkıyor. Güçlü de bir basket takımımız  var. Öyleyse bunu sürdürmemiz lazım. Bize göre bir kulüp tüm branşlardaki  başarılarıyla taşıdığı ismi hak eder. İnşallah Fenerbahçemizin bu konudaki öncü  rolünü daha da ileriye taşıyacağına inanıyorum."
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün artık sporun sadece insan bedenini ve  zihnini geliştiren bir etkinlik olarak görülmediğinin altını çizdi.
 
"Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gücü sporcularının da gücüdür"
 
Sporda kolektif anlayışın önemine işaret eden Erdoğan, "Futbolda da  böyle, baskette de böyle vesaire ama siyasette de kolektivizm çok çok önemli.  Eğer bu işi kolektif yapıyorsanız orada da başarıyı yakalarsınız. Eğer  yapmıyorsanız yakalayamazsınız. Çünkü bireysellik başarıya götürmez, tam aksine  yokluğa götürür. Spor aynı zamanda çok kritik bir tanıtım ve hatta propaganda  işlevine sahiptir. Takımlarımızın ve sporcularımızın her başarısı ülkemizin  hanesine çok büyük bir katkı olarak yazılıyor. Kulüplerimizden ve  sporcularımızdan çalışmalarını kendi başarıları yanında ülkelerine hizmet  anlayışıyla yürütmelerini bekliyoruz. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gücü bu  ülkenin 82 milyon vatandaşanın her biri gibi sporcularının da gücüdür."  değerlendirmesini yaptı.
 
Fenerbahçe'nin sadece bir spor kulübü olarak kurulmadığını dile  getiren Erdoğan, "Fenerbahçe aynı zamanda bu ülkenin istiklaline ve istikbaline  hizmet etmek üzere vücut bulmuş bir kulüptür. Nitekim kulübümüzün kuruluş  tüzüğünde aynen şöyle yazıyor, 'Kulübün takip ettiği amaç memlekette bedeni ve  fikri terbiyenin yayılmasını sağlamak, gençleri vatan korumasına, zorluklara ve  askeri seferberliklere hazırlamaktır.' Tüzüğünde yazsın-yazmasın her spor  kulübünün paylaştığına inandığım bu amaçları tekrar tekrar hatırlamamız gereken  kritik bir dönemden geçiyoruz." dedi.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü üyeliğinde 25. yılını  doldurarak hak kazandığı Yüksek Divan Kurulu üyeliği için plaketini Ali Koç ve  Vefa Küçük'ün elinden aldı.
 
Koç, Erdoğan'a Fenerbahçe rozeti taktı. 25. yıl dolayısıyla 25  numaralı forma ve 1 numaralı forma da Erdoğan'a hediye edildi.
 
Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'ne  gelişi sırasında bir kafenin önünde durarak, vatandaşlarla sohbet etti.  Vatandaşların EYT ile ilgili sorusuna "Ne yapalım? 40 yaşında emekli mi olalım?  40 yaşında, 50 yaşında emekli mi olur? Sağlığı bozuk olanlar zaten primlerini  ödemişse emekli olur." yanıtını verdi. Erdoğan, çocuklara oyuncak verdikten sonra  programa geçti.
 

 
 
FENERBAHÇE BAŞKANI ALİ KOÇ'UN AÇIKLAMALARI
 
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın asırlık çınar Fenerbahçemizin çatısı altında, bugün bizlerle birlikte olmasının onurunu yaşıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü üyeliğinin 25. Yılını dolduran Sayın Cumhurbaşkanımız Yüksek Divan Kurulu üyemiz oldu. Şahsım ve camiamız adına sizi canı gönülden tebrik ediyorum" dedi.
 
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) Ekim Ayı Olağan Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. 
 
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yer aldığı Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'na; Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir, TFF 1. Başkan Vekili Servet Yardımcı, TFF Başkan Vekili Mehmet Baykan, A Milli Takım Sorumlusu Selim Soydan, Medipol Başakşehir Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ, Gençlik ve Spor Eski Bakanı Osman Aşkın Bak, Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Şen ve Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı katıldı. 
 
  
 
ALİ KOÇ: "FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ ÜYELİĞİNİN 25. YILINI DOLDURAN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ YÜKSEK DİVAN KURULU ÜYEMİZ OLDU"
 
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: "Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Değerli Bakanlarımız, Sayın Valim ve devletimizin temsilcileri, Değerli Yüksek Divan Kurulu Başkanım Vefa Küçük ve Yüksek Divan Kurulu Üyelerimiz, Televizyonları başında bizleri izleyen kıymetli taraftarlarımız ve basın mensupları, Bir aile buluşması olarak gördüğümüz Yüksek Divan Kurulu toplantımızda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın asırlık çınar Fenerbahçemizin çatısı altında, bugün bizlerle birlikte olmasının onurunu yaşıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü üyeliğinin 25. Yılını dolduran Sayın Cumhurbaşkanımız Yüksek Divan Kurulu üyemiz oldu. Şahsım ve camiamız adına sizi canı gönülden tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanımızın Fenerbahçe sevdalısı olması, aynı renklere gönül vermemiz ve bugün itibarıyla Yüksek Divan Kurulu üyeliğine geçiş yapması, hem Kulübümüz hem de bizler için bir gurur vesilesidir. Bugün camiamız için tarihi günlerden biridir. Kendilerine davetimizi kırmayarak teşrif ettikleri ve bu tarihi günde aramızda oldukları için camiamız adına şükranlarımı sunuyorum. 
 
Bugün zat-ı alinizle Türk sporunun sorunlarını veya Fenerbahçe'nin hedeflerini, ihtiyaçlarını yahut spor camiasının tartıştığı diğer güncel konuları paylaşarak, bu özel buluşmanın coşkusunu azaltmak ve değerli vakitlerinizi heba etmek istemiyorum. Ben izninizle bugün bu salonu dolduran tüm üyelerimizin ve burada olmayan milyonlarca Fenerbahçelinin yürekten paylaştığına emin olduğum Fenerbahçeliliğin dünya görüşünü ve duruşunu kısaca anlatmak istiyorum.
 
Her şeyden önce Fenerbahçeli vatanseverdir. En önemli kuruluş amaçlarımızdan biri olan, Vatanın gençlerini, zorluklara ve askeri seferberliklere vatanın korunması için hazırlama düsturundan hareketle Fenerbahçeli savaş zamanı ülkesinin müdafaasına koşar. Aynen 1. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi Çanakkale'ye topraklarımızı savunmak için sahada akan teri kurumadan formasını çıkarıp üniforma giyen de Fenerbahçe'ydi, Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle Kurtuluş Savaşımızda Anadolu'ya silah ve mühimmat kaçıran da bu şanlı camiaydı. Sınırlı imkanlarına rağmen işgal kuvvetlerine karşı çıktığı 50 maçın 41'ini kazanarak Milli Mücadelemize moral veren ve son maçta da General Harington Kupası'nı kaldırarak cephede yendiğimiz işgal kuvvetlerini yeşil sahada bir kez daha bozguna uğratan da yine Fenerbahçe'ydi. Fenerbahçeli barış zamanında ülkesini uluslararası müsabakalarda en iyi şekilde temsil etmek için ter döker. Cephede ordusunun, salon ve sahalarda ise Şanlı Bayrağımızın emrinde olmuş bir camiadır. Bugün de Barış Pınarı Harekatı'nın tüm kalbimizle yanında yer aldığımızı daha ilk anda dünyaya ilan ettik. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize ise acil şifalar diliyoruz. Haklı mücadelemizde Türk Silahlı Kuvvetlerimize bir kez daha kuvvet, kudret ve muvaffakiyetler temenni ediyoruz.
 
Allah yar ve yardımcımız olsun. Halkın takımı Fenerbahçe, demokrasiye inanır ve demokratik değerlere bağlıdır. Kulübümüzün bütün yetkili organları, kurulları ve kararları demokratik süreçlerle belirlenir. 43 bin üye ile Türkiye'de en büyük üye sayısına sahip spor kulübü olan Fenerbahçe'de, her Fenerbahçeli'nin kulübüne üyelik hakkı ve de kulübünün geleceğinde söz hakkı vardır. Fenerbahçe'nin en büyük güç kaynağı, üyelerinin iradesine ve milyonlarca taraftarının desteğine dayanmaktır. Fenerbahçeli, tıpkı kulüp içinde olduğu gibi ülke yönetiminde de demokrasinin gereğine ve erdemine inanır. Milli iradeyle seçilmiş devletimizin her bir yöneticisine saygı gösterir. Devletinin yanında olmak Fenerbahçeli duruşunun olmazsa olmaz koşuludur. Fenerbahçeli hukukun üstünlüğüne ve adalete inanır; Hukukun ve adaletin olmadığı hiçbir sürecin parçası olmayı asla kabul etmez. Hukuk ve adalet dışı muamelelere maruz kalmaya da rıza göstermez ve tüm gücüyle karşısında durur. 3 Temmuz'da camiamıza yapılan hain FETÖ kumpasında dostumuz da düşmanımız da bu tavrımızı gördü. Sayın başkan Aziz Yıldırım'ın liderliğinde, yönetim kurulumuz, sporcularımız, çalışanlarımız ve her şeyden önemlisi milyonlarca taraftarımızla camia olarak en yalnız kaldığımız bu süreçte topyekûn mücadele ettik. Maddi-manevi çok ağır bedeller ödedik, halen de ödemeye devam ediyoruz.
 
Ancak, başta siz olmak üzere vicdanlı ve objektif herkesin de takdir ettiği gibi, bu örgütün alçak teşebbüsüne en güçlü oldukları dönemde boyun eğmedik. FETÖ'ye karşı direnme noktasında ülkemize öncü olduk, direnişi başlattık.
 
Bize reva görülen haksız muamele karşısında, bu durumu fırsat bilerek kendi lehlerine rekabet avantajı yaratmak amacıyla organize ve örgütlü bir şekilde kulübümüze saldırılar da yaşadık. Nitekim geri dönüp baktığımızda mağduriyetimizden sportif anlamda istifade edenlerin olduğu inkar edilemez. Unutmayalım ki bu kahpe saldırıya kadar Fenerbahçe hem sportif hem de mali açıdan rakiplerinden fersah fersah öndeydi. Tüm bu yaşananlara rağmen o gün de bugün de hukuk ve adalete güven duymaya devam ediyoruz. 15 Temmuz'da yaşanan korkunç olaylardan ve zat-ı alinizin liderliğinde milletimizin hain FETÖ saldırısını püskürtmesinden sonra yaşanan süreçte Ergenekon ve Balyoz'da olduğu gibi 3 Temmuz'da yaşananların da büyük bir kumpas olduğunu acı bir şekilde gördük. Her platformda daha önce de birçok kez seslendirdiğimiz gibi 3 Temmuz davası ile ilgili kararı Yargıtay'dan bekliyoruz. Geciken adalet adalet değildir.  Biz hem adalete güvenmeye devam edeceğiz hem de hakkımızın bir an önce teslim edilmesi için hukuki zeminde tüm çabalarımızı sürdüreceğiz.
 
Fenerbahçeli Cumhuriyet'e bağlıdır ve Cumhuriyet'in kazanımlarına sahip çıkar. Fenerbahçe, Ulu önder Atatürk'ün "Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir" sözünü felsefe olarak benimsemiştir. Cumhuriyet'imizin ilke ve değerlerine bağlılık, camiamızın vatanseverliğinin doğal bir sonucudur.
 
Fenerbahçeli, bu topraklarda bir millet olarak birlikte ve kardeşçe yaşamanın, çağdaş uygarlık seviyesini yakalamak ve hatta ötesine geçmenin Cumhuriyetin temel hedefleri olduğunun bilincindedir. Atatürk'ün yakmış olduğu meşaleyi sonsuza kadar taşımaya kararlıdır. Bu vesileyle 96. Yılına erişeceğimiz Cumhuriyet Bayramımızı şimdiden kutluyorum.
 
Sayın Cumhurbaşkanım, Türk sporunun geçmişten günümüze kadar önemli sorunları ve ihtiyaçları oldu. Önümüzdeki süreçte de başka sorunlar ve ihtiyaçları muhakkak olacaktır.  Bugüne kadar kulüpler ve federasyonlar olarak birçoğuna kendimizin sebep olduğu bu sorunların üstesinden gelmeye çalıştık. Gücümüzün yetmediği zamanlarda da ülkemizi yönetenlerin desteğine müracaat ettik. Siz de sporun içinden gelen ve bu kültürün önemini bilen bir devlet adamı olarak pek çok sıkıntımızda yanımızda oldunuz. Türk sporunun ve amatör kulüplerin desteklenmesi amacıyla yapılan kanuni düzenlemeler bunun en güzel örneklerinden biridir. Amatör branşların geleceği ve gelişimi açısından tarihi nitelikte olan bu kanunla, profesyonel sporculara ödenen ücretlerden kesilen stopaj tutarlarının amatör sporlarda kullanılmasına imkan tanınmıştır. Bu, bünyesinde futbol dışında başka spor branşlarını bulunduran kulüpler için devrim niteliğinde bir düzenleme olmuştur. Bu düzenleme ülke sporuna ve kulüplerimize gerçekten büyük katkılar sağlamıştır. Bu konuda hepimiz size şükran duyuyoruz. Hepimizin bildiği gibi Fenerbahçe olimpiyatlara en çok sporcu gönderen kulüptür. 2020 Tokyo Olimpiyatları'na şu ana kadar 8 sporcumuz katılım hakkı elde etti. 33 sporcumuz da katılabilmek için büyük bir rekabet sürdürüyor.
 
İnşallah bu uygulama devam eder ve bizler de genç nüfusu fazla olan ülkemiz için Türk sporuna katkı vermeye devam ederiz. Tüm kulüpler adına bunu sizden istirham ediyorum. Sporun gelişmesi için finansman elbette ki önemlidir. Ancak her şeyin üstünde olan bir değer varsa o da rekabette adalettir. Adil sportif rekabetin olmadığı yerde sporun arzu edilen seviyeye yükselmesi mümkün olamaz. Eğer camialar arasında kutuplaşmalardan söz ediyorsak, bunun altında yatan en önemli neden adalet eksikliğidir. Sporda başarı sadece iyi yönetim, doğru yatırım, yetenek ve çalışmanın neticesinde gelmelidir. Sezona başlarken adalet ve eşitlik ilkelerine atıfta bulunarak bir çağrı yapmıştık. Yine bu anlayışla Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde tek bir ismi dahi önermedik, alışılmışın aksine bu doğrultuda bir lobi çalışması yapmadık. Sporda adaletsizlik tartışmalarını sona erdirmek için başta federasyon olmak üzere tüm paydaşlar üzerimize düşeni yapmalı, birlikte çaba göstermelidir. Unutmayalım ki bizler sahada rakip, saha dışında ise paydaşız.  Bahsettiğimiz ortamı tesis edebilmek için bize düşen ne görev varsa Türk sporunun emrindeyiz.  Vefa Bey, inşallah sözlerinizde bahsettiğiniz o toplantıyı da gerçekleştirirsiniz.  Biz Fenerbahçe olarak hem sorumluluklarımızın farkındayız, hem de üzerimize düşenleri yaptığımıza inanıyoruz. Adil rekabete zarar verecek oldu bittilere de sessiz kalmayacağımızı söylemek isteriz. 
 
 
Sayın Cumhurbaşkanım, Sözlerime son verirken bu akşam oynayacağımız maçta, Fenerbahçe camiası olarak sizi ve değerli ailenizi stadımızda ağırlamaktan büyük onur duyacağımızı belirtmek istiyorum. Sizin sporu ne kadar sevdiğinizi, Türk sporunun gelişmesi için yaptığınız icraatları, futbolu ne kadar yakından takip ettiğinizi hepimiz biliyoruz. Herkes sizin Fenerbahçeli olduğunuzu biliyor ancak Fenerbahçe'nin sizin için tam olarak ne anlama geldiğini herkes tam olarak tahayyül edemeyebilir. Biraz sonra videoda izleyeceğimiz gibi, kariyer planlamanızı farklı bir şekilde yapmış olsaydınız belki de bugün aramızda eski bir sporcumuz veya kulüp yöneticimiz olarak bulunuyor olacaktınız. Ama önemli olan bugün Yüksek Divan Kurulu üyemiz olarak aramızda bulunmanızdır. Biraz sonra bugünün anısına sizin için özel olarak hazırladığımız videoya birçok değerli ismin katkısı oldu ve yaklaşık iki saat uzunluğunda çekimler yapıldı. Tabi ki bunu kısaltmak zorundaydık. Katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz. Sözlerime son vermeden bugün camiamıza Kulübümüzün 17 yıldır beklediği büyük bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Göreve geldiğimizden beri çok üzerinde durduğumuz Kenan Evren Lisesi'nin kulübümüze devri bu hafta gerçekleşmiştir. Bu konuyu bilfiil takip ederek desteklerini esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Rahmetli dedem Vehbi Bey'in çok sevdiğim bir sözü vardı: Bir tane vatanımız var, gittiğimiz diğer her yerde misafiriz derdi. Bu güzel vatan ve bu aziz millet her şeyin en iyisine layık. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü ve yöneticileri olarak, bize düşen vazifeyi hakkıyla yapmak,  sporun sadece bedensel bir aktivite ve yahut skorlardan, şampiyonluklardan ibaret olmayip ,  ahlak ve vicdan  ile yapılmasi gerektiği dusturuyla çıktığımız bu yolda , bizlerin yanında olduğunuz icin minnetlerimi sunarım. Atamızın  "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır" sözünden yola çıkarak, tüm kulüplerimiz için en büyük rekabetin, vatana en fazla katkıyı sunabilmek için olması dileğimle sözlerime son veriyorum.
 
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
 
VEFA KÜÇÜK: TÜRK SPOR TARİHİNDE BİR İLK
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımının çok değerli olduğunu ifade eden Küçük, "Sayın Cumhurbaşkanım, değerli konuklar, olağan divan kurulu toplantımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz. 3 ayda bir yapılan yüksek divan kurulu toplantımızın, bu yılın sonuncusunu yapıyoruz. Olağan toplantımızı, olağanüstü kılan Cumhurbaşkanımızın katılımıdır. Kulüp üyeliğinde 25 yılı tamamlayıp, katılması hem değerlidir hem de olağanüstüdür. Hoş geldiniz. 1907 yılında kurulan kulübümüz aradan geçen 112 yıl boyunca çok güzel hatıralar, büyük başarılar, az da olsa büyük üzüntüler yaşamıştır. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana Cumhurbaşkanımız, Cumhuriyetimiz 12. Cumhurbaşkanıdır. 12 Cumhurbaşkanı'nın içinde sadece 2 Cumhurbaşkanımız bir kulüp sempatizanı değil. Diğer 10 Cumhurbaşkanımızdan 6 tanesi Fenerbahçeli ve kalanlarda 3 büyük takıma sempatize olmamıştır" diye konuştu. 
 
Türk spor tarihinde bir ilk olduğunu belirten Vefa Küçük, "Türk spor tarihinde bir ilk, bundan sonrada tek olmasını diliyorum. Bir Cumhurbaşkanı 25 yıllık bir süreyi tamamlayıp, yüksek divan kurulu üyeliğini kazanmıştır. Bu yönüyle kendisine şükranlarımızı arz ediyorum" diye konuştu. 
 
 
"KULÜBÜMÜZ ÇEŞİTLİ ZORLUKLARLA BAŞ BAŞA KALMIŞLARDIR"
 
Sarı-lacivertli kulübün geçmiş dönemlerde zorlu günler geçirdiğini belirten Vefa Küçük, "Bu kulüp Osmanlı Devleti döneminde kurulmuştur. Daha sonra Cumhuriyetin kurulmasının ardından da devam etmiştir. Çeşitli zorluklarla baş başa kalmışlardır. 1918 yılında Mustafa Kemal Atatürk, kulübüme ziyarete gelmişti.  O dönemdeki başkanımız Sabri Toprak, İttihatçılar ve İtilaf devletleri tarafından Malta'ya sürgüne gönderilmiştir. Kulübümüzde sürgüne giden ilk başkandır. Bizim için en değerli miras olarak gördüğümüz büyük Atatürk'ün kulübümüzün defterine yazdığı, veciz cümlelere bizzat şahit olmuştur. Daha sonra 1.5 sene sürgüne gönderilmiştir. 1960 yılında ülkemiz için makus bir tarih olan 1960 darbesi olmuştur. Kulübümüzün 3 değerli başkanı zindana atılmıştır. 2011 yılında bir önceki başkanımız, kulübümüze büyük hizmetler yapmış Aziz Yıldırım, kumpas sonucu ceza evine girmiştir. Biz değerlerimizle iftihar ediyoruz. Çok değerli üyelerimiz var. 43 bin üyemiz var. Yüksek divan kurulu sayımız da 3 bine yaklaşmıştır" şeklinde konuştu.
 
"ŞAMPİYON 5 KULÜBÜN DİVAN BAŞKANLARIYLA BİR ARAYA GELİYORUZ"
 
Divan başkanları olarak şampiyon olan 5 kulübün divan başkanlarıyla toplantılar gerçekleştirdiklerini söyleyen Küçük, "Biz Türk sporunuza barış, dostluk getirmek için, Divan Kurulu başkanları olarak büyük çaba sarf ediyoruz. Kulüp başkanlarımıza da bir tenkit yapmak istiyorum. Türk sporunun ana lokomotifi, resmi temsilcileri kulüp başkanlarıdır. Biz 3 divan başkanı olarak başladığımız ziyaretlere, daha sonra 5 şampiyon kulüp olarak devam ettiriyoruz. Zor şartlarda, benim davetimle başlayan görüşmelere, Beşiktaş ve Bursaspor kulüpleri arasındaki gerginliğe, Fenerbahçe ve Trabzonspor arasındaki gerginliğe rağmen devam ediyoruz.  10 Temmuz'da Trabzonspor'u ziyaret ettik. Oradaki karşılanış şeklimizden dolayı başkan Ahmet Ağaoğlu'na ve divan kurulu başkanı Ali Sürmen'e teşekkür ediyorum. Biz hiçbir zaman aramızdaki gerginlikleri dile getirmiyoruz. Ülkemizin ihtiyacı olan dostluğu, kardeşliği, fair play'i uygulamak için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu.
 
 
KULÜP BAŞKANLARINA DAVET
 
Şampiyon olan 5 kulübün başkanlarına buluşma çağrısında bulunan Küçük, "Madem ki kulüp başkanları bir araya gelmekte zorlanıyorlar. Divan kurulu başkanlarının toplantısında sıra bizim kulübümüzde. Eğer uygun bulursanız bu davete 5 kulübün başkanın da katılmasını istiyoruz. Medyanın ve kamuoyunun esas muhatabı başkanlardır. Yaşımız gereğince biz sadece danışmanlık yapmaya çalışıyoruz. Bizim buluşmalarımızın yankısı bu kadar olmuyor" diye konuştu.
 
"BİZİMLE AYNI SANDALYEYİ BÖLÜŞTÜĞÜNÜZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM"
 
1998 yılında Aziz Yıldırım ile girdikleri seçimleri 1 oy farkla kaybettiğini hatırlatan Küçük, "Sayın Cumhurbaşkanım sizi burada bulmuşken, 21 senedir çözemediğim bir sorunum var. 1998'de kulübümüzde bir kongre oldu ve Sayın Aziz Yıldırım 1 oy farkla beni geçerek kazandı. Bu 1 oya daha sonra 500 üye çıkıp sahip çıktı, 'benim sayemde' diye. Aradan 21 sene geçti. Ben o 500 kişiden kim gerçek söylüyor, bulamıyorum ve oyun gerçek sahibini 21 yıldır arıyorum. Siz de o kongrede oy vermiştiniz. O 1 oy belki sizindir sayın başkan. İnanın ben bir oy sahibini 21 senedir arıyorum, yoruldum. Bulduğum zaman herhangi bir sitem etmeyeceğim, teşekkür edeceğim. 500 kişiye edemem, 1 kişiye etmem lazım. O bir kişiye bulamadım, yüksek anlayışınıza sığınıyorum. Açıklayabilirsiniz, hiç açıklamayabilirsiniz de. Lütfen çekimser oy verdim demeyin. Birimize verdiniz oy. Beni değil Aziz Yıldırım'ı tercih edenlere şu cevap vermek istiyorum. Aziz Yıldırım, bu kulübe büyük katkı vermiştir. İyi ki ben kazanmamışım, Aziz Yıldırım kazanmıştır. Aziz Yıldırım kulübe çağ atlatıp, tesisler kazandırdı. Kulübümüz yönünden o 1 oy çok hayırlı olmuştur. Katılımınız, teşrifiniz için, özellikle bizimle aynı sandalyeyi bölüştüğünüz için teşekkür ediyorum" dedi.
 
Öte yandan Vefa Küçük, esprili bir şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a aidatların son ödeme tarihini hatırlatarak şöyle konuştu: "Bir kuralı hatırlatmak isterim sayın Cumhurbaşkanım. Genel kurullara ve yüksek divan kurullarına katılmak için yıllık aidatı yatırmak gerekiyor. 2020 yılı aidatı 31 Mart'a kadar yatacak, lütfen ajandanıza bunu not alın. Aidat yatırılmazsa sizi kabul edemeyeceğiz."

Etiketler:
Tüm Fikstür