Türk futbolunda mali devrim! Ulusal Fair Play uygulanacak...

TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile TBB Başkanı Hüseyin Aydın, kulüpleri borçtan kurtaracak projeyi canlı yayında anlattı. TFF'nin tüm kulüpleri denetleyeceğini belirten Demirören, "Artık bütün kulüpleri biz denetleyeceğiz. Benden lisans alamayan zaten Avrupa'ya gidemeyecek. Ulusal Fair Play uygulanacak. UEFA da bunu bizden istiyor artık zaten." diye konuştu. Projenin kulüplerin kredi borçlarını yapılandırmak olduğunu belirten TBB Başkanı Aydın, "Hiçbir kredinin silinmesi mümkün değil. Tekrar tekrar söylüyorum. Daha önce vermiş olduğumuz kredilerin yeniden yapılandırılmasını yapacağız" dedi.

07 Ocak 2019 Pazartesi - 19:06 | Son Güncelleme : 07 01 2019 - 23:20

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören ile Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, A Spor kanalında 'Gündem Özel' programına konuk oldu.
 
TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde gerçekleşen canlı yayında Demirören ile Aydın, Serkan Korkmaz'ın TFF ve TBB iş birliğiyle futbol kulüplerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ile ilgili soruları yanıtladı.
 
TFF Başkanı Yıldırım Demirören'in açıklamaları şöyle:
 
Demirören: "Yeni bir borçlanma değil, mevcut borçların yapılandırılması"
 
Başkan Demirören, yeni sistemin kulüplerin borçlarını artırmayacağını belirterek şu bilgileri verdi: "Geçen cuma yapılan toplantıdan sonra kamuoyunda bilgi kirliliği oldu. Bunu hep birlikte burada aydınlatmak istiyoruz. Ben bu akşam çok mutluyum. Senelerdir yapılmasını arzu ettiğimiz, istediğimiz, Türk futbolunun ve kulüplerimizin kurtulması için tek sonuç olan bu konuyu başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Berat Albayrak Bakanımız, özellikle Sayın Hüseyin Aydın'ın sıcak bakmasıyla bugünlere gelebildik. İnandık, kararımızı verdik, demek ki %50'sini zaten başardık. Bundan sonra da belli bir süreçle %100'ünü getireceğiz. Bu kulüplerde yeni bir borçlanma değil. Tamamen mevcut borç yapısının yapılandırılması. Bugün bu başlıyor.
 
Dernekler de sistemin içinde
 
Herkesin gerçekleri konuşması lazım. Şu an kulüplerimizin sürdürülebilir kredibilitesi kalmadı. Tabii ki borcu olmayan kulüplerimiz var, onları da takdir etmek lazım. Ama onlar da yarın borçlanmayacak diye bir şey yok. Yapılandırma şart. Kulüplerimizde yönetime müdahale değil, herkesin başkan olabilme, herkesin yönetime girme imkanı veren bir sistem. Acı bir reçete ile kulüplerimiz karşı karşıya kalacak. Ancak bu reçete içinde transfer yapıp, kulüplerini yaşatabilecekler. Sayın Aydın ve ben, o günkü kulüplere para verilmeyeceğini söyledik. Kulüplere nefes alabilecek imkan veriliyor. 10 senede borçlanma 1584 kez artmış. Yeni bir borç verilmiyor. Borç miktarı artık artmayacak. Herkes genel bütçelerine göre hareket etmek zorunda kalacak. Sadece futbol A.Ş. değil, derneklerin de borç yapılandırmasını konuşuyoruz. Konsolide bilançoyu konuşuyoruz. Amatör branşlar da bunun içine giriyor. Kulüplerimiz bir bütündür. Büyük kulüplerimiz en az 2 bin civarında amatör sporcu yetiştiriyor, maalesef en az 5-6 maaş geriden geliyorlar. Bu bir milattır. Zaman bizi haklı çıkartacak, Cumhurbaşkanımıza, Bakanımıza, Sayın Aydın'a teşekkür edilecek.
 
 
Lisans kurulunda değişiklik olacak
 
Denetleme bölümü, TFF'de olduğunda mevcut lisans kurulumuzda değişiklikler olacak. Bu nedir? Bankalar Birliği'nin de verdiği belli kişiler de lisans kurulumuza atanacak. Şu an TFF'nin sisteminde Avrupa'ya giden takımları UEFA denetliyor, geri kalanları biz TFF olarak denetliyoruz. Bütün takımlarımız ulusal denetimin içine giriyor. Ulusal denetimleri geçen, UEFA derdi de bitiyor. UEFA da bunu bizim yapmamızı istiyor. 31 Ocak'ta F.Bahçe Spor Kulübümüz UEFA ile çok önemli bir toplantıya gidiyor. Bu anlaşmayla paralel biz de talimatlarımızı değiştireceğiz. İspanya'da aynısı yapıldı. İspanya'da başarılı oldu ki İspanya kulüpleri başarılı oldu. Yapılan doğru örneği alarak talimatlarımızı değiştireceğiz. Biz bugün puan silme ve küme düşmeye kadar cezalar verebiliyoruz. Buna Süper Lig kulüpleri de bütün kulüpler de girecek. Hüsnü Güreli bunun üzerinde çalışıyor. Puan silme, küme düşürme ve lisans vermemeye kadar gideceğiz. Bu sistemi yapmadan belli şeylerde olumlu yaklaşmak zorundaydık. Bundan sonra en katı şekilde bir yola çıktık, herkes buna uymak zorunda olacak.
 
 
Kulüp başkanlarımızın hepsi gerçeği biliyorlar. Gerçek de sürdürülebilir bir finans akışı kalmadı. Borcu olmayan, Sivas, Kasımpaşa Göztepe, Başakşehir çok az borçla veya sıfır borçla gidiyor. Bu kulüplerimize bir teşvik, ödüllendirme adı altında bir şey yapalım. Bu demek değil ki yarın borçlanmayacaklar. Cezalandırma sistemi, borçlanıp, bütçeye uymayanlar için yapılacak. 4 büyük kulüp de sistemin içine gireceği için 'Ben Türkiye'de şampiyon olayım, UEFA'ya gitmeyeyim' diyemeyecek. Çünkü onlar da sistemin içine girecek.
 
Dört büyük kulübü kurtarmayı çalışmıyoruz. Gaziantepspor, Kocaelispor, Sakaryaspor gibi camialarımız düştüler… Olaya genel olarak bakalım lütfen… Sportif hayatları bitecek köklü kulüplerimiz var. O dönem böyle bir imkân yoktu ama şimdi var.
 
FIFA'da 400 küsur dosya var
 
UEFA sizin sezon içinde harcayacağınız, edeceğiniz zarara kadar karışıyor size. Biz müdahale edince neden problem oluyor? Bu zaten yapılıyor. Biz bu sistemi uygulayalım. Bu sisteme hep beraber uyalım. UEFA artık ulusal sistem olarak kulüplerin kontrol edilmesini istiyor. Yanlış hatırlamıyorsam, Türkiye'nin UEFA'da FIFA'da 400 küsur tane dosyası var. Ayın 30'unda UEFA Mali İşler Direktörü buraya geliyor. 31 Ocak'ta Fenerbahçe'nin çok önemli bir toplantısı var. Kulüplerimizin nakit akışını çözerek, borç yapısını kademe kademe indirmek istiyoruz. Tabi her kulübün borcu olacak ama bu borç değerlendirilebilir olacak.
 
 
Kulüpleri yaşatmak zorundayız
 
Spor Yasası'nın belli bir kısmı hazırlanmış. Üstünde tekrar çalışılıyor. Kötü niyetli kişilerle ilgili gerekli yaptırım yapılacak. Art niyetliler adli bir vakadır. Kulüpler gerekeni yapar. Kulüpler bu sisteme uymalı. Bunu istiyoruz. Geçmişte yapılan hatalar yapıldı; ileriye bakmamız lazım. Bundan sonrasına bakıp; kulüpleri yaşatmak zorundayız. Art niyetli kişiler zaten elenecekler.
 
Kendi içimizde bu sistem belli bir yere kadar çalışıyor. Yeni talimatlarla daha sert, daha kuralcı bir hale getireceğiz. Bütün sistemi en iyi şekilde kullanacağımızı düşünüyorum. Lisans kurulumuzun her üç ayda bir dökümü geliyor. Şu an vergi borcu olanlar zaten lisans alamıyor. 3 ayda bir takip ediliyor. Sezon sonunda yine inceleniyor. Cezalar ya devre arasında ya da sezon başı olacak. Ama bunu yönetim kurulunda tartışacağız.
 
Deminki konuşmamda da söyledim. Herkes başkan olabilecek. Bir bütçe içinde hareket edebileceğin için çok daha rahat kulübü idare edebileceksin. Rekabet eşitlenecek. Büyük kulüpler borçlanamayacak. Herkes kendi içinde büyüktür. 1 lira birisi için büyüktür; 10 lira birisi için büyüktür. Artık herkes eşit şartta mücadele edecek. Başkanken ben de hata yaptım, başkaları da yaptı. Bunu takip edeceğiz. Kulüp başkanı ve yönetimi kendi dönemiyle ilgili sorumlu olmalı. Bence Spor Yasası'nın içinde çıkacaktır."
 
 
Başkan Yıldırım Demirören, sözlerinin sonunda VAR sistemini değerlendirdi ve "Ziraat Türkiye Kupası'nda son 16'dan itibaren VAR sistemine başlıyoruz. Bunu da hatırlatayım. Ben VAR için tekrar teşekkürleri zevkle kabul ediyorum ama Göksel Gümüşdağ'a teşekkür etmek gerekiyor. Kulüpler Birliği Başkanı konusunda bizleri ikna ederek desteğini verdi; teşekkür ederiz" diye konuştu.
 
TBB Başkanı Hüseyin Aydın'ın açıklamaları şu şekilde:
 
Aydın: "Kulüplerin yönetimine el koymak yok"
 
Hüseyin Aydın da Ziraat Bankası'nın bankacılık faaliyetleri hakkında genel bilgi verdikten sonra şu açıklamayı yaptı: "Ziraat Bankası şu an tarım sektöründe en çok kredi veren banka. Kredi konusunda çok üstündür. Bununla yetinmeyen bir bankadır. Tarımsal faaliyetlerimizi yerine getiriyoruz. Bunu yaparken Türkiye'nin büyük projelerine, KOBİ'lerine, bireylerine gerekeni yapmaktadır. Yurt dışında da ciddi faaliyetlerimiz var. Kulüplerin yönetimlerine el koymak gibi bir düşüncemiz yok. Son 6 aydır Türkiye'de yoğun biçimde kur riski, faiz riski ve ekonomide daralma olduğunda biz firmaları yeniden yapılandırıyoruz. Onlara yeniden hayat suyu veriyoruz. Bu son 6 ay içinde kamuoyuna yeniden yansıdı. Türkiye'de faaliyet gösteren bütün finansal kurumlar da buna taraf oldu. Neden yaptık bunu? Kur riskine, faiz riskine maruz kalan, işlerini iyi yapan, nakit akışında geçici bozulma olan, hayatta kalacak firmaları yeniden yapılandırdık. Dün de yapılandırdık. Bugün de  yapıyoruz. Futbola da böyle yapıyoruz. Futbola sadece Ziraat Bankası kredi vermiyor ki… 15'in üstünde kurum var. Bankanın boyutuna göre farklı kulüplerimizi farklı şekilde finanse eden bankalar var. Bizim alacağımızı alamama gibi bir durumumuz yok. Sürecin daha sağlıklı yönetilebilmesi için bunu yapıyoruz. Diğer şirketlere yaptığımız; ülkelere yaptığımız bir şeye futbol ekonomisine de yaptık; yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken ben lider banka sıfatıyla, bankalar birliği başkanıyla temsil ettim. Temsil etmeye devam edeceğim.
 
 
Şöyle konuyu açarsak konu gündeme geldiğinde taraflar konunun çözümünde hem fikir. Toplantılar hep olumlu havada geçti. Ben matematikleştireyim olayı… Aslında Türk futbolunun gelirleri fevkaladeydi. Bugün büyük kulüpler diye adlandırdığımız takımlarımızın yıllık gelirleri 600 milyon lira civarındadır. Dünyanın en değerli 10 liginden birisi. Problem önceki yıllardan geliyor. Bir kulübün geliri var. En büyük yayın geliri… Seyirci geliri… Sponsor geliri… En önemli gider nedir? Faaliyet giderleri. Sonra o birikmiş faiz var. Faiz de ödeniyor. Faiz ödenince yetmiyor. Anapara da ödenmeli. Bugün kulüplerin büyük çoğunluğu sadece faizin belli bir kısmını ödeyebiliyor. Bütçede kontrol gücü kaybedilmiş. Bu tarz bir matematik bizim bazı kulüplerimizi sıkıntılı bir hale getirecek. Biz bunlarla oturup bütçe çalışması yaptığımızda bu yönetilebilir bir şey… Türkiye'ye mal olmuş bir kulübün, futbolun hizmetinde bulunanlara bunu yapıyor olmamız lazım. Para da kazanmıyoruz bu işten… Kulüplerin daha rahat hareket etmesini temin etmemiz gerekiyor. Böyle olunca altyapıya hizmet edecekler. Bunları konuştuk. Mali açıdan bunu yaptığımız zaman bir takım kaide ve kurallar getirmek lazım. Kurallara uyanlarla uymayanları ayırmak lazım. TFF doğru hareket edecektir. Başkan daha iyi bilir. Konuşmanın kalan bölümlerinde anlatmaya devam edeceğim.
 
 
Döviz olarak geri dönüyor
 
Konudan bilgisi olmayanları gördük. İşini iyi yapanları seviyoruz. İyi futbol için iyi zemin, iyi stat lazım. Biz de, 'Ben iyi yöneticilik yapacağım. Ülke puanını arttıracağım' diyenlerle yürüyeceğiz. Biraz önce ifade ettim. Hiçbir kredinin silinmesi söz konusu değil. Faiz hiç konuşmadık. X AŞ faizi en uygun fiyattan almak ister. Düşürdüğümüz faizler olmuştur. Farklı sektörlerde hair cut diye bir uygulama var. Ama futbolda böyle değil. Diyelim ki X kulübünde dört banka var. Sisteme katılacağız. Teminatları bölüşeceğiz. Biz bunu yaparken her kulübün farklı farklı yapısı var. Bütçesi eksi verene ödemesiz dönem vereceğiz belki… Belki hiç vade vermeyeceğiz. Çok başarılı yönetilen kulüplerimiz de var. Başarılı yönetenlere ödüllendirmek gerek. Biz yeni gelene bundan sonra konulmuş koşullara ve kurallara uymaz iseniz bunun müeyyideleri var. Bu müeyyidelerin içinde bizim de görevimiz olacak. Görevini bitirenlere daha temiz şekilde teslim edilmesi lazım. Bunu izleyeceğiz. Düne kadar yapılmamış. Bundan sonra yapacağız. Herkes hevesli. Herkes bu iş olsun istiyor. Yakaladığımız konsensüs ciddi bir konsensüs… Sayın bakanımızın iradesi var. TFF'nin iradesi var. Bizim irademiz var. Türk halkının spora bakışı var. Bunlar olumlu şeyler; biz de yapıyor olmamız gerekir. Bunu kulüplere kullanmayalım da neye kullanalım? Türk halkı bu yapılandırma işini iyi bilmek zorunda. Hatırlarsanız Rusya ile kriz yaşandı. Uçak krizine istinaden Antalya'daki sektör negatif etkilendi. Alacaklarımız vardı. Borçları vardı çünkü. Türk bankacılık sistemi sağlıklı olduğu için biz iş ortaklarımıza vadeler verdik. Bugün Rusya ile ilişkilerimiz iyi. Şimdi Antalya'da yaz için bile yer bulamazsınız… Bunlar bize döviz olarak geri dönüyor. Tüm bunları yaptığımız zaman sadece A kulübü değil, statlarda çalışanları, TV'de çalışanları da düşünüyoruz. Benim bankamın voleybol takımı var. Bazı maçları taşrada oynadık. İlgi çok büyüktü. Bunu olumlu değerlendirmemiz gerekiyor. Verilen krediler yeniden yapılandırılıyor. Diğer sektörlere de yaptık. 2008'de bankalara para verdik. Hiç kimse ne kulübünü batırdı, ne bankasını bitirdi… Ama sürekli yanlış yapanları gereken şekilde uyarıp; sistem dışı bırakacağız.
 
Transfer yaparken 3 defa düşüneceksiniz.
 
Sorunu kabul etmek, çözümün yarısı… Biz bu sorunu kabul ettik. Kaynaklandığı yeri biliyoruz. Giderken kafayı vurduk. Çıkarken ya başı eğeceğiz; ya da yükselteceğiz… Altyapıya önem vereceğiz. Ayağınızı yorganınıza göre uzatacaksınız. Beklediğimiz şey bunlar. Bir sporsever olarak söylüyorum. Transfer yaparken 3 defa düşüneceksiniz. Faaliyet giderlerini belki 2 kişiyle yapacaksınız. Lambaları söndüreceksiniz. Giderinizi doğru yöneteceksiniz. Gelirinizi ona göre artıracaksınız. Kim daha doğru işler yaparsa o başarılı olacaktır. Bunun hepimize katkısı olacaktır. Nakit akışlarına uygun hale getirildiğinde bu sistem; kendini ödediği için bunu yapıyoruz. Türk futbolunun bugünkü durumu iyi değildir. Bazı kulüplerin durumları negatif… Uzun süre de negatif gidebilir. Yayın gelirleri iyi bir noktada. Doğru yönetilirse bu sorun ortadan kalkar. 10 milyar liralık borç var. Yayın geliri sadece 3 milyar lira… 4 yılda zaten kendi kendini öder bu sistem… Böyle yapmaya devam edersek köklü kulüplerin gideceği yer sondur. Gönlümüz buna razı değil. Bankaların başında BDDK diye bir kurum var. EPDK var… Aslında getirilen sistem bunlara yakın bir sistem. Kulüplerin nasıl faaliyet göstereceği, kaç paraya oyuncu alabileceği kurallara, kaidelere bağlanıyor. Finans tarafında bulunduğumuz için o kurulun, o düzenlemenin bir oyuncusu olacağız. İnsanların kendilerinin kendilerini denetlemesi gerekiyor. Ölçmesi, değerlendirmesi gerekiyor. Biz dedik ki; mevcutları alacakları çıkartın; borçları düşün dedik… Bakalım ne var ortada. Cumaya kadar bunu getirecekler. Bazılarının alacakları ve borçları birbirini dengeliyor ama zamanlama müsaade etmiyor. Bunu normal hale getireceğiz.
 
 
Bedel ödetirseniz bedel ödersiniz
 
Sisteme karşı davranılırsa bu gözüküyor. Bu gözükünce sistemin nimetlerinden yararlanamayacaksınız. Sistemin külfetleri başlayacak. Yöneticisi olduğunuz kulübe bir bedel ödetmeye kalkarsanız bedelini ödersiniz. Yanlış yaparsanız ceza ödersiniz. Biz bankacılar verdiğimiz kredilerden ötürü sorumluyuz. Eşlerimiz çocuklarımıza kadar sorumluyuz. Bundan sonra iş ortaklarımız basiretli birer tacir gibi hareket etmek zorunda kalıyoruz. Eğer bunlar olmazsa finansal değerlendirmenin bir anlamı kalmıyor. Yeni düzenlemeler devreye girmeli ki doğru işlesin. Bunun için birlikteyiz ve güzel başladık. Kulüpler de bizim gibi düşünüyor. Çok heyecanlıyız.
 
Başkan oldum, para verdim olmayacak
 
Halen bizim yayın geliri veya passolig geliri veya sponsor gelirine dayalı bir sistemimiz var. Buna ilaveten bazılarının geliri bizden talep ettiği krediyle başa baş olduğu için krebilitesi olan birisi o krediye kefalet vermiş olabilir. Bu yeniden yapılandırma sürecinde kişisel kefaret kullanırsak kefil olduğu dönemle alakalı o geçerli olur. Kulüpler kendi gelirleriyle faaliyetlerini devam etmesi gerekir. Zengin bir başkan geldi. Har vurup harman savurma durumu olmayacak. Sistem içinde hibe etmek isteyen varsa amenna. Başkan oldum, para verdim, borçlandırdım durumu olmayacak."
 
VAR iyi ki VAR
 
VAR sistemini son derece faydalı görüyorum. Voleybolda da bu sistem var. VAR iyi ki VAR… Daha iyi kullanımlara zaman içinde alışıyor olacağız. Başkanımıza bu sistemi getirdiği için teşekkür ediyorum. Bankacı olarak VAR'la ilgili süreç devam ederken yayını daha gelir getirici şekilde değerlendirmek lazım.
 
Ben bizi bu işe cesaretlendiren Cumhurbaşkanımıza, Sayın Bakanımız Berat Bey'e, TFF Başkanımız Demirören'e, Hüsnü Güreli Bey'e ve destek verenlere teşekkür ediyorum. Bunu anlatma fırsatı verdiğiniz için sizlere de teşekkür ediyorum. Türk insanı iyi şeylere layıktır."

Tüm Fikstür