18 Mayıs 2015 Pazartesi


G.SARAY kazandıkça, rakiplerinin morali bozuluyor, şampiyonluğa olan inançları azalıyor. Bunu dün akşam Mersin’de bir kez daha gördük. İlk 45 dakikadaki kötü oyunun en önemli sebebi psikolojik. 

MERSİN, tipik başlangıçlarından birini yaptı. Geçmiş maçlarda olduğu gibi, kanatlardan hızlı ataklarla F.Bahçe kalesini tehdit etti. Ancak bu baskı çok kısa sürdü. Sarı lacivertliler, çabuk toparlandı ve kontrolü rakibine tamamen kaptırmadı. 
 
İSMAİL Kartal, Alper’in yokluğunda orta sahadaki dinamizmi arttırmak için Caner’i öne çekmişti. İlk yarının en iyisi de Caner’di. Topu,onun dışında rakip kaleye taşıyan neredeyse kimse yoktu. Yavaş oyun, F.Bahçe’nin pozisyon üretkenliğini azaltırken, Mersin’in işini kolaylaştırdı.
 
KÖTÜ oyunun başka sebebi de tabii ki Emre’nin olmaması.  Diego, Emre’nin rolünü üstlenmeye çalışınca kaleden hep uzak kaldı. Kuyt uzun süredir formsuz. Böyle bir tabloda sarı lacivertlilerden verim beklemek nasıl mümkün olsun! 
 
DEVAMLILIK YOK!
 
BU takım, geçen sezonki takımla aynı. Ancak aradaki fark Emre-Topal-Meireles üçlüsünün devamlılığı. Bu yıl aynı istikrar olsaydı, sarı lacivertliler için her şey çok daha kolay olabilirdi.
 
MAÇTA birkaç kırılma anı var. İlki Welliton’un direkten dönen topları ve 74. dakikada kaçırdığı net gol. 2.’si Muammer’in kırmızı kartı. Ev sahibi 2. yarının tamamını 10 kişi oynadı ama buna rağmen ayakta kalmayı başardı. Çünkü F.Bahçe, ilk yarıyı heba etti. Ne baskı kurabildi, ne de rakibini yorabildi. Bu sayede Mersin koştu, mücadele etti ve son ana kadar kalesini gole kapatmayı başardı. Ta ki Emre’nin mükemmel vuruşuna kadar. 
 
EMRE’Yİ duygulandıran bu gol şampiyonluğu getirir mi, yolun sonunda sevinç gözyaşları olur mu son 2 haftada göreceğiz; ancak en azından ilk 2 için çok kritik bir galibiyet aldı F.Bahçe.