08 Eylül 2018 Cumartesi


İNSAN yedisinde ne ise yetmişinde de odur. Değişmez yani. Atalarımız boşuna söylememiş. Kolay kolay çıkmıyor bu sözler. Yaşanmışlıklarla dolu ifadelerin haklılığını da her geçen gün ama spor müsabakalarında ama sosyal hayatımızda görüyoruz. Dün de Trabzon‘da ortaya çıktı. Lucescu ülkemize geldiği günden beri aynı futbol anlayışı ile sahada mücadele etti. Elindeki kadronun ne kadar ofansif yönlü bir kadro olması, maçın kaçıncı dakikasında skorun ne olduğunu hiç umursamadı. Ne G.Saray’da ne de Beşiktaş’ta umursadı. Şimdi de A Milli Takımımız’da!
 
UEFA’NIN yeni, zaman geçtikçe daha da anlaşılacağına inandığım ama uzun ömür vermediğim Uluslar Lig ilk maçımızda evimizde muhteşem taraftarımızın önünde Rusya ile oynuyoruz. 4-5-1 gibi son derece savunma ağırlıklı bir diziliş ile oynuyoruz. Ama saha içinde ne oynadığımızı anlamayacak kadar ilginç oynuyoruz. 2-1 gerideyiz ama Lucescu Yusuf-Oğuzhan değişikliği yapıyor, Topal hâlâ sahada. 70 dakika bekledi hücum oyununa dönmek için! Hem de kiminle, Y.Mallı ile. Akbaba neden tercih edilmez! Belli ki Lucescu ile daha doğrusu yeniliklere kapalı karakteri ile millileri yine zor günler bekliyor.
 
REÇETE BELLİ
 
ELİNDE harika gençlerin olduğu kadroyu böylesine ne oynadığını bilmez anlayışla sahaya sürmek nedir? Kim yapar? Ancak Lucescu yapar. Trabzon ne kadar hazır olduğunu, oyuncu grubu ne kadar hazır olduğu gösterdi bana. Saha içinde doğru tercihlerle, biraz daha hücum anlayışı ile bizi oynatacak hocayla iyi işler yaparız. Reçete
 
REÇETE belli. Şenol hocanın sözleşmesinin bitmesi, A Milli Takım için tek çare. Bu kadroyu hepimizin istediği gibi oynatır. 
 
İKİ teşekkür lazım dün gece için. Birisi harika organizasyon için Futbol Federasyonuna. Maç öncesi mükemmel hazırlık yapılmış, sanki Avrupa Futbol Şampiyonası seremonisi gibiydi. İkinci teşekkür de TRT’ye. Bu sene her sıkıştığımızda devreye giren, bize maçları izlettiren TRT’ye, TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’e, milli maçlarımız için gösterdikleri yerli ve milli duruş için minnettarım.