15 Ekim 2018 Pazartesi


BİZLER milli maça oyun sistemi, saha dizilişi olarak bakmadan başlayan insanlarız. En azından ben böyle bakıyorum artık bu gencecik milli takıma. Kim oynamış? Kim ne kadar oynamış? Kim nasıl oynamıştan ziyade bu takıma nasıl destek verilir açısından bakıyorum ben artık. Çünkü bunun için geçmiş yıllarda daha doğrusu son yıllarda geçerli olan birçok sebebim var. 
 
TAKIM olmak yolunda önemli bir dönem geçiren ve bu süreçte de kendi içinde ve saha üzerinde tam manası ile takım olan ve taşıdığı milli formanın ağırlığını bilen oyuncu gurubunun zamana ihtiyacı olduğu bir gerçek. Top bizdeyken izlemesi keyifli ancak top rakipteyken korku dolu anlar yaşadık. Duran toplarda savunma anlamında ve adam paylaşımında sıkıntı çektik. Zaten böyle bir pozisyonda da golü yedik. 
 
SAHADAKİ mücadelenin rakibin kabul edeceği bir oyun sistemine dönmesi için ciddi bir zaman gerek. Ayrıca bu kadronun dışında kalan, adam olmayan, ancak kendisine adam diyen ve tüm Türk halkına sözüm ona adamlık dersi verenlerin yeniden gün yüzüne çıkmaması için, sadece bu sebepten bile bu çocuklara inanın, çünkü sayelerinde güneşli günler göreceğiz.
 
HİÇ ALIŞKIN DEĞİLİZ! 
 
ZAMANA ihtiyacı olmayan hatta zamanı az kalan Lucescu ise yine bizleri oyuncu değiştirme konusunda şaşırtmadı. 1-0 gerideyiz ve 62.dakikada ancak Mahmut-Berkay değişikliği yaparak “huylu huyundan vazgeçmez” dedirtti. Lucescu, ancak saha içindeki oyunculardan biri ve birkaçı inisiyatif alırsa kazanan hoca olur. Eskiyen oyun zihniyeti ile Lucescu’nun kazanması ancak hayal olur.
 
SONUÇ olarak bence son derece gereksiz, Avrupa şampiyonaları ve Dünya Kupalarında sürprize yer vermemek için Hollanda, İngiltere gibi ülkelerin turnuva kaçırmamalı için ortaya çıkartılan Uluslar Ligi’nde kullanabildiğimiz kadar zamanı kullanalım. Ne de olsa hiçbir turnuvaya erkenden gitmedik, alışmadık yani.