24 Kasım 2016 Perşembe


MAÇIN başında Benfica’nın oyun anlayışı ve saha parselizasyonu Beşiktaş’a çok ters geldi. Çünkü bizim ligde hiçbir takım top rakipteyken bu kadar kısa mesafede oynamıyor. Savunmayı bu kadar öne çıkartmıyor. Üstüne üstlük bireysel olarak da bazı oyuncularımızın  tel tel dökülmesi  30 dakikada demoralize olmamızı sağladı. İlk maçtan çok farklı bir Benfica izledik.

BENFICA savunma hattını kendi kalesine 40-45 metre mesafeye kurdu. Portekiz ekibi oyunu bu kadar dar bir alana sıkıştırınca Beşiktaş pas yapamadı ve oyun kuramadı. Oyun kuramayınca da doğal olarak rakip kaleye gidemedi.

BU oyunun panzehiri topu hızlı dolaştırıp yönünü çabuk değiştirerek kenarlara inmek ve rakip savunma arkasına koşular ile adam kaçırmak. Beşiktaş bunları ilk yarıda yapamadı. Çünkü Benficalı oyuncular çok daralttıkları alanda o pası atacak zamanı vermediler. Oyunu kenarlara açamayınca rakibin bıraktığı geniş alanları da doğal olarak kullanamadı Beşiktaş. İkinci yarı stoperleri biraz daha öne çıkartıp risk alan temsilcimiz kanatlara da daha fazla açılınca Benfica kalesine daha etkili gitti. O uzun topları atacak bir Gökhan İnler’in de girmesi Benfica’nın dengesini bozdu.

3. gol ‘GELİYORUM’ DEDİ

CENK’İN mükemmel volesi ile gelen momentum Beşiktaş’ı daha da hareketlendirdi 2’nciyi de penaltıdan bulduk üçüncü gol ise artık güvenini kaybetmiş Benfica karşısında “geliyorum” diye bağırıyordu.

MAÇIN ilk yarısında 2 takım arasında çok büyük fark vardı ancak zafer asla pes etmeyenlerin, teslim olmayanların ve cesaretli olanlarındır. Önce Beşiktaş taraftarı pes etmedi, takım başta Quaresma olmak üzere maçı bırakmadı ve bir mucizeyi gerçekleştirdi. Bu tarihi geceyi yaşatanların hepsine tebrikler. Resmi maçlardaki yenilmezlik de dünkü mucize ile devam etti. Bravo Beşiktaş.

AYRICA sessiz tezahürat olayı hassas ve anlamlı bir düşünce tabii ancak kulüp tarihinin en önemli maçlarından birinde orayı coşkuyla, tutkuyla bir cehenneme çevirmek yerine sessizliğe gömmek çok da akılcı gelmedi.