07 Mayıs 2017 Pazar


TRABZONSPOR, üst üste evindeki iki maçtan da fiyaskoyla çıktı. Fiyasko, zira, ilkinde Gençler’e karşı biraz ısırılınca ne yapacağını çoğunlukla bilemeyen oyuncular topluluğu gibiydiler. Eleştiriler yine de ılımlıydı. Kayseri maçı ters gidişi perçinledi.
 
KONUK ekip Sergen Yalçın’la yaşadığı süreci kısa sürede yerlere serdi, sermeye de devam ediyor. Açık deyişle, dün sahada gerçekten bir Trabzonspor olsaydı, ilk yarı 2-2 değil, gollerin tamamı Karadeniz ekibine yazılırdı. Hareketli, mücadeleli gibi görünen ama saçma sapan bir lig maçıydı. Sezon öncesi hazırlığı gibiydi. 
 
KAYSERİ goller attıysa, Durica’nın, Mas’ın, Onur’un, Uğur’un, Aytaç’ın, hele hele Onazi’nin son kez bordo-mavili formayı giymiş olması gerekirdi. Öyle goller... Davranışlarına sıklıkla kızdığımız ama kaleciliğine, övgüler dizmekten asla bıkmadığımız Onur, sen bu musun?
 
NE gerçekten mücadele, ne oyun, ne istek ne hırs. Karşısında küme düşmemek için yırtınan bir takım olsa, güçleri mi yetmiyor acaba diyeceğiz ama o da yok. 
 
G.Saray, Beşiktaş, F.Bahçe maçlarında destan yazan takım gitmiş, ikinci lig seviyesinde debelenen bir takım gelmiş.  
 
BUNUN İZAHI OLMALI
 
HAKKINI teslim etmemiz gereken tek adam Rodellega’ydı. Kolombiyalı maçtan kopuk değildi. Bir gol attı, ikinci golün hazırlayıcısı oldu. N’doye yine şans bulduğu karşılaşmada daha istekliydi.
MAÇIN en anlaşılmaz ve şaşırtan anı ise,  Hugo Rodellega’nın 60’da kenara alınmasıydı. Her yeri öfkeyle tekmeleyerek çıktığına göre sakat falan değildi. Bir izahı vardır mutlaka. Ersun Hocam bunu anlatmalı.