07 Mart 2005 Pazartesi


Trabzonspor, gol attığı dakikaya kadar "takır takır işleyen" bir takım görüntüsündeydi. D'Haene, Adem, Volkan ilk 11'de, cezalı Hüseyin ve Lee'yi aratmayacak eforda mücadele ediyor, "Kupadan sonra hâlâ konsantrasyon eksikliği içindeki bir rakibi bu durumda geçmek zor olmaz" dedirten bir tempoda oynuyordu. İlk gol de mükemmel bir organizasyonla gelince bordo-mavili futbolcular keyifli bir seyirliğin kahramanları gücünde işlerini yapıyorlardı.

20. dakikadan sonra sahaya bir el değdi. Rakibinin atak isteğini kesme düşüncesi ya da "tek gol yeter" mantığı mıydı bilinmez, Trabzon önce geri çekildi. Bunu yaparken, kendisine hemen her maçta yapılanı Antep'e uygulayarak oyunu da sertleştirdi. Sertlik, uyuyan ev sahibi ekibi uyandırdı. Özellikle sağdan bindirmeye başlayan G.Antep, ceza alanı çevresinde ayağına geçtiği her anda topu kaleye göndermeye başladı.

Orta alanda Hüseyin'i özlemle aratan Adem'e kenardan da kimse müdahale etmeyince bu bölgenin hakimiyeti de Antep'e geçti. Beraberlik golü gecikmedi; ilk yan sonunda Trabzon "Ne oluyor?" sorusunu kafalara kazıdı.

Fatura ağır oldu
Karşılaşmanın ikinci yarısı, bordo-mavililerin toparlanacağı yerde, eski hastalıklarının da yeniden ortaya çıktığı başka bir dönem oldu. Yerini bulmayan paslar, kademenin tamamen ortadan kalkması ve dan-dun şişirilen toplar, G.Antepspor'a yaramaktan başka bir sonuç ortaya çıkarmadı.

Yalancı bahar gibi rakibine yüklenen Trabzonspor'un ataklarını rahatlıkla engelleyen kırmızı-siyahlılar hızlı hücumu da özellikle oyunun son bölümünde başarla gerçekleştirince yenilgi kaçınılmaz oldu. Şenol Güneş'in öğrencileri 4 gün önce Türkiye Kupası'nda Lee ve Hüseyin'i kaybetmenin faturasını son derece ağır bir şekilde öderken, yine rakiplerinin puan kaybı hesabını yapmaya başladı.