04 Nisan 2005 Pazartesi


"Ne durumda" olduklarının bilincinde olan futbolcular da bu noktada havalarını, inançlarını kaybetmiş, sahada "başı kesik tavuk" gibi koşuşturup durmaktan başka bir iş yapamamaya başlamışlar.

Karşılaşmada sadece 10 dakika iki takım için de teknik ve taktik sözkonusuydu. Ankaraspor 10 kişi kaldıktan sonra sahada olanlar "debelenme" kavramıyla açıklanabilirdi. Formda Brezilyalıları'yla "4 yediği" Beşiktaş maçından beri "haber veren" Ankaraspor geri çekilme yerine rakibini tanıyan hocalarının verdiği bilgi ve güvenle maça korkusuz başladı.

Hakem Hakan Sivriselvi'nin 10. dakikada Şenol'a gösterdiği kırmızı kart ev sahibi ekip için avantajdı. Ama asıl dikkat çeken Trabzon'un 10 kişilik rakibinin üzerine giderken bile çekingen görüntüsüydü. Bu yüzden hücumdan dönen topların hepsi rakipte kaldı.

Tita'nın Yattara'ya nazire yaparcasına sergilediği "ayak oyunları" başta Tayfun'un sonra tüm defansın başını döndürünce biranda 2 farklı yenilgi oluştu. Brezilyalı'nın direkten dönen şutuyla karşı karşıya gittiği anda lifinin atması 3. golü engellerken Trabzon'u da hezimetten sanki ilahlar kurtarıyordu.

Futbolu bırakmışlar
İkinci yarı Trabzon tek kale oynadı. İlk golü bulduğu dakikaya kadar görüntüsü de ilginçti. Kağıt üzerinde iş büyük baskıydı ama 9 kişiyle kalesini koruyan Ankaraspor'a, Trabzon 6 kişiyle hücum ediyordu. Korku, 3 kişiyi defansta tutuyordu. Gollerden biri de zaten duran topta oluşan karambolden geldi.

İşte böyle... Ligin en beyefendi başkanı "diğerleri gibi" olunca ve de maç sonuçlarına bakmadan haftalardır alkışladığımız teknik direktörü de işiyle uğraşacağına başkanının yolundan gidince takım da ne yapsın futbolu bırakmış. Ne demişler "Keskin sirke küpüne zarar."