16 Nisan 2005 Cumartesi


Trabzon, Diyarbakır'ın sıralamadaki yerinden dolayı sıkıntılı bir maça çıkacağının farkındaydı. Her halde şanssızlık; Trabzon'da geçen hafta yaşanan olayları Diyarbakır halkı üstüne alınca gerginlik saha içi ve dışı topyekün hale geldi. Bordo-mavililer doğrusu soğuk kanlıydı. Ev sahibi ekibin futbolcuları ilk dakikalarda taraftarların havasına uymaya kalkışsa da daha sonra "sakinleşince" maç bir ölçüde normale döndü. Aksi ne olurdu, Allah bilir... Ve bu durumda Trabzonspor'un ligdeki mücadelesi aklında ne kadar yer tutabilirdi bilinmez.

Şenol Güneş hafta içinde sinyalini verdiği değişikliği sahaya yansıtan bir kadroyla başladı. Yattara'yı kenara alarak Mehmet Yılmaz'a ilk 11'de yer verdi. Erken gol, oyunun genelinde de çok fazla çıkmak istemeyen Trabzonspor'u daha çok kendi sahasına çekti. Yattara ile birlikte bordo-mavilileri en fazla ve her durumda ayakta tutan Szymkowiak da varlık gösteremeyince Diyarbakır gelmeye başladı.

Büyük cesaret örneği
Göksel ve Sinan'ın kaçırdıkları inanılmazdı. Bir o kadar daha şaşırtan Celaleddin ve Lee'nin sol kanadı Diyarbakır'a koridor haline getirmeleriydi. İlk yarıda Trabzonspor'un gol yememesi tek kelimeyle büyük şanstı. İkinci yan yine tribün gerilimiyle başladı. Futbolcuların bundan etkilenmemesi elbette zor ama bu kez Polonyalı'nın devreye girmesi Trabzonspor'a ciddi hareket getirdi. Gökdeniz'e verdiği pas ve bu futbolcunun da kaleye göndereceği yerde topu Fatih'e çıkarması bu maç için belki de kader anıydı.

Bu karşılaşmanın en kilit isimlerinden biri de şüphesiz hakem Mustafa Çulcu'ydu. Gerilimi en fazla o hissetti. Penaltıyı verdi ama daha sonraki dönemde bütün takdir haklarını sürekli ev sahibi ekip lehine kullandı. Bu onu, toplu küfürden yine de kurtaramazken oyunun bitmesine yakın Diyarbakır lehine vermediği golle inanılmaz bir cesaret örneği gösterdi.