01 Ağustos 2013 Perşembe


EKNİK direktör hangi veriye dayanarak maçtan günler önce Minsk’in “tehlikeli” ve dahi Trabzon’dan daha “güçlü” takım olduğunu ilan etti, maç öncesi yaptığı açıklamada anladık. Transfer olup gitmiş bir oyuncuyu “en tehlikeli” diye ilan eden çalıştırıcıdan daha dikkatli, işini iyi yapmak isteyen bir ekip Allah’tan Trabzon...

HİÇ çekinmediler Minsk karşısında. Başlarında rakipleri hakkında sağlam, doğru bilgi toplayacak, analiz yapacak birileri olmamasına karşın sadece en iyi bildiklerini yaparak, akıllı bir oyun anlayışıyla takımlarını yücelttiler. Elde ettikleri skorla turun kapısını sonuna kadar açtılar.

HİÇ fikirleri olmadıkları ya da yanlış bilgilerle donatıldıkları rakipleri karşısında da öncelikle tanımaya çalışan bir tereddütle maça başlamaları da doğaldı. Minsk de bu düşünceyle hareket edince maçın ilk dönemi orta alan mücadelesi şeklinde geçti. Defansif anlamda başta Mustafa’nın katkısı olmak üzere fazla bir problem yaşanmazken topun ileri taşınması ve oradan doğru yerlere aktarılması açısından sorun dikkati çekti.

ONUR DİRENDİ

ÖZELLİKLE Adrian bu tabloda performans sorunu yaşayınca defansif anlamda iş yapsa da Aykut, Colman da etkisiz kaldı. Trabzon’u öne geçiren gol ise Nikolic’ten seken topu Henrique’nin iyi takibiyle geldi. Son dakikalardaki direkten dönen şutu da bir harikaydı. Belki de transfere gerek yok demek istiyor Brezilyalı ama çok geç!

2. yarı Minsk’in baskısıyla tabii ki bekleniyordu. O da 55’ten itibaren kendisini göstermeye başladı. Özellikle soldan bindirmelerle Trabzon ceza alanına giren Minsk’e bu kez Onur’un direnişi etkileyiciydi. Direkten de dönen top oldu belki ama benzerini takımımız da yaşattı.

Malouda’nın aldığı süre bakımından bir fikir vermesi ise elbette güç. Alanzinho da Trabzon’un Stoch’u gibi. Her durumda oynar ve iş yapar, da..

AVRUPA’DA 100. maçına çıkan Trabzon’un ilkindeki gibi sahadan galibiyetle ayrılması da şüphesiz ayrı bir güzellikti.