21 Ağustos 2005 Pazar


Adnan Türkkan geçen hafta Konya'da izlediği Trabzonspor'u oyuncularına nasıl anlattıysa, karşılaşma öncesi sarı-lacivertiler rakiplerinin işini daha otelde 'bitirmişlerdi.' Oysa Türkkan, geçen hafta G.Saray'dan en az 5 yemekten ilahların kurtardığı kendi takımını "Konya'daki Trabzon'u unutun" diye hazırlasaydı, daha iyi olurdu herhalde. Sonuç ve oyun öyle diyor. Trabzonsporlu futbolcular günlerdir camiaya kesilen faturaların tek sorumlusu muamelesinden bu maçta kurtulmak isteyecekti. Düdükle birlikte öyle bir baskı kurdu ki, A.Güçlü futbolcular kenardaki hocalarına bakarak "Bu da ne oluyor?" demekten kendilerini alamadılar.

Bu ikiliye dayanılmaz
Yattara gibi futbolcun olsun, 100 milyar borcun olsun. Takımda herkes bunun farkında; topları hep ona attılar. Zengue'yi çalım manyağı yaptı. A.Gücü ona önlem alayım derken bu kez soldan Gökdeniz bindirmeye başladı. Sarı-lacivertliler çok bunaldılar. Fatih milli maç yorgunluğu falan demedi; çok iyiydi. Takımın bu görüntüsü, geçen haftalarda kime ne dediyse tekzip etme çabası gibiydi. İki golden sonra yavaşlama doğal karşılanabilir. Konuk ekibin bu arada "Geliyormuş" görüntüsü fazla sıkıntı yaratmadı. Kontrol hep Trabzon'da oldu. Yenilen golden çok kalan 10 dakikada Trabzon'da oluşan panik dikkat çekiciydi. Neyse ki bu kez fazla sürmedi.

Herşey bir yana...

Yattara, Lee ve Gökdeniz'in oyun sıkıştıkça kanat değiştirip rakibin kafasını karıştırması, herkese "Şunu Anorthosis maçında niye akıl edemediniz?" dedirtti. Hakem Aydoğan ise başarılı bir maç yönetti.