13 Aralık 2013 Cuma


Şenol Güneş, Milli Takım’ı çalıştırırken üzerine “taşralı” diye yüklenenlere katıldığı bir davete saçlarını biryantinleyip Al Pacino gibi arkaya tarayarak gidip kendince yanıt vermişti. Hiç ihtiyacı yoktu. Başımızın tacıydı. Mustafa R. Akçay da karşımıza hep şapkalı çıkarken bundan artık vazgeçtiğini açıkladı. Birileri imaj çalışması yapmış, böyle daha iyi olur diye.

Hocam zarfla ilgilenenleri boşver, önemli olan mazruf. Şapkan olsa ne olur, olmasa ne.. Güneş, Dünya 2.’si değil miydi? Maç öncesi basın toplantısı yapıyorsun, tamamen kişisel, birileri ayağını kaydırmak istiyor herhalde canın sıkılmış, hikaye anlatıyorsun. Maçla ilgili bir stratejim yok gibi anlaşılmaz bir cümleyle.

FIRTINA 2. YARI DAHA İYİYDİ

Oysa bir ilke imza atmak üzere Roma’dasın. Berabere kalırsanız grubu lider bitireceksiniz. Moral artı prestij. Başarına kim ne diyebilir? Nasıl stratejin olmaz? Maçı anlatamıyoruz. Biz nerdeyiz, siz neredesiniz?

Teknik direktörü tıpkı Trabzon’un ki gibi sıkıntılı bir rakiple karşılaştı bordo-mavililer. Galibiyet, liderlikten daha çok Petkoviç için önemliydi. Yenmek için bastırdılar. Bunu da Trabzon’un son dönemde en az yaptığı işi, kanatları bıktırana kadar kullanarak gerçekleştirdiler. Kontratakla karşılık vermeye çalışan Trabzon, seyrek şans bulsa da mecburi çekilmenin sonucu olarak kalabalık defansla ilk yarıyı rakibe fazla pozisyon vermeden kapadı.
2. yarı Lazio’nun herhalde hocasından umudunu kesmesiyle ilgili, tempo düşürmesiyle topu ileride tutmaya başladı Trabzon. İtalyanlar’ın son bir gayret karşılık verme moduna tekrar geçmesine bu kez daha iyi kontratak yaparak direnen Trabzon ilk yarıya nispeten mücadelede daha diri kaldı. Rakibi bir ara sahasına çekilmeye kadar da itti doğrusu bu dirilik. Malouda ve Olcan’ın ve ikinci yarıdaki performanslarıyla Colman ve Aykut’un ekstra katkılarıyla tabii.

Sonuç, Trabzonspor lider, Petkovic gider, Akçay da işine bakar..