17 Eylül 2005 Cumartesi


Şenol Güneş, geçtiğimiz sezon işbaşı yaptıktan sonra Trabzonspor'u öyle oynattı ki, alkışlamaktan ellerimiz patlıyordu. Müthiş pres, baskılı oyun, içerde ve dışarda önüne kim çıkarsa canına okuyordu. "Bu sezon daha iyisi, alası" olur derken, Trabzon eskiyi mumla aratır görüntüde.

Eksik futbolcular, Karadeniz ekibi için sorun olmamalı. Sistemle yatıp kalkan bir teknik adamın takımında her boşluk dolmalı. Geçen haftalarda olduğu gibi dün de darmadağınık bir Trabzonspor vardı sahada. Ne pres, ne istek... Gereksizce top kayıpları, rakibin sağdan soldan geliştirdiği organizasyonları bozmaya gücü yetmez bir takım görüntüsü can sıktı. Kürşat'ın golüyle Sivas'ın ister istemez oluşacak baskısı eski Trabzon için 'ekmek kadayıfı' olurdu. Böyle bir durumda Yattara gibi kontratak adamı Sivas'ı 'gol manyağı' yapardı. Ama sahada tam tersi vardı.

Kaka bile kıskanırdı
Kırmızı-beyazlı ekip, önce beraberliği sağladı. İkinci yarının hemen başında Balili'nin, "Milanlı Kaka'yı kıskandıracak" golüyle de önüne geçti. Emrah, rakibini neredeyse 40 metre kovalayıp, "gerekeni" yapmayınca Trabzonspor, ev sahibi gibi oynadığı Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yenik duruma düştü.

Tomas Jun, kafalardaki soru işaretini artırdı. Yattara'nın yürüyecek hali yoktu. Fatih de bunların arasında dolaştı, durdu. Şu artık görünüyor ki, Trabzonspor önce gol yememek için oynamaya başlıyor. Sonra duruma göre golü düşünüyor. Bu durum sezon başından beri bordo-mavilileri hiç mutlu etmiyor ve alması gereken çok önemli puanların da kaybına neden oluyor.

Hakem Serdar Tatlıı'nın da dünkü maçın gidişatına hiç etkisi olmadığını söylemek güç. Fatih ama özellikle Yattara'nın maruz kaldığı sert faulleri kartsız geçiştirmesi Sivas'a ödül oldu.