11 Mart 2014 Salı


HAMİ Mandıralı'nın 'dik oynayacağız' taktik/iddia söyleminin hayata geçebilmesi için kadronun da buna uyum göstermesi gerekir. F.Bahçe'nin kağıt üzerinde de sahada da bariz 'farklılığının' önüne geçebilmek için bu uyumun önemi ve değeri çok yüksek. Tamam konuk ekip golü bulup öne geçti ama şu da dikkat çekiciydi; bordo-mavili ekip topu kanatlara indirip ne zaman Olcan ve Yusuf'la buluşturdu, Trabzon rahatlıkla Fener kalesine inmeyi başardı.

İlk yarının futbol oynanan bölümlerinde biri Volkan'dan dönen üç gol girişimi durumun en net göstergesiydi.
AMA Trabzon topa sahip olduğu anlarda ne zaman 'dikine', ortadan F.Bahçe'yi zorlamaya kalktı, tek bir pozisyon kırıntısına bile sahip olamadı. O kadar ki, rakibin en zayıf halkası defans göbeği o kadarcık bölümde bile 'yıldız' oldu. Özer'in çok gayretli, istekli ve hani 'ben ayaktayım' demek ister gibi mücadeleli oyunu vardı. İşin maç tarafı bu.

Maça süper hazırlanmış ve konsantre olmuş rakibin üstün görünen tablosu elbette bozulabilirdi, olmadı!

Buyur hocam sana devrim!

AMA Avni Aker'de, Avni Aker'in ruhunu rahatsız edecek işler yaşandı. Taraftar için maç ya da sonucunun hiç önemi olmadığının işaretleri hafta içi bizlere hep geldi.

ŞU gerçek ki 'bir şeyler yapmaya hazır' Trabzon seyircisini nasıl galeyana getireceğinin 'çalışmasını' başarıyla hazırlamış ve uygulamaya koyan rakibin 'planı' tuttu. Olaylar Hakemin de "işini kolaylaştırınca" sonuç ortaya çıktı. Ah Trabzonlu! Sizin içinizdeki yüce ruhu ne güzel gösterdiğiniz günler belleğimizde! İşin üzücü yanı ne biliyor musunuz? Misafir düşman bile olsa evinde, mazallah sahaya inseydiniz olacakları hayâl bile edemiyorum!

FATİH Hocam yola Türk futbolunda devrim yapacağız diye çıktı.

Buyur Fatih hocam sana devrim!