06 Kasım 2005 Pazar


Sezon başı iyileşmeden oynatıldığından şikayet eden Fatih, o hakkını baki tuttu ve bunu hiçbir şeye aldırmayarak Ramazan'da orucunu da tutarak kullandı. Trabzon onunla çok farklı. Kondüsyonuyla birlikte katkısı daha da artacak. Moral bozukluğuyla birlikte işlerin sadece Yattara'ya yüklendiği dönem de neredeyse tıkanmak üzereyken kaptan, 'onsuzluğun nelere mal olduğunu acı acı göstererek' formasını tekrar giydi. Bundan herkes olumlu etkilendi. Hüseyin, Lee ve Yattara, Fatih'le birlikte zaman zaman tıpkı eski günlerdeki gibi seyirciyi ayağa kaldıracak uyum içindeydiler. Bu duruma uyum sağlayamayan defanstı ve Mehmet Çakır iki kişinin arasından güle oynaya golünü attı.

Toparlanıyorlar!
G.Birliği ileride basarak maça başladı. G.Saray galibiyeti sonrasında beklenenin aksine hiç de düşüşe geçmiş gibi değillerdi. Orta alanı kalabalık tutarak ve hemen her topa ilk müdahale ederek Trabzon'u deplasmanda gibi mahkûm ettiler. Ne Yattara'ya ne de Fatih'e top gelmedi uzunca bir süre. Bordo-mavililer birbirlerine daha yaklaşarak topu kazandıkları anda kaybetmemeyi sağlayınca, kaptan ve Gineli kendilerine yapılan sık markaja rağmen ortaya çıkmaya başladı. Oluşan güven de durumu kısa sürede tersine çevirdi. Özellikle Hüseyin'in atak kesme ve takımı hücuma kaldırmada gösterdiği performans takımı iyice ateşledi. Gol de böyle bir baskı döneminde Yattara-Fatih ikilisinin eseriydi.

Golden sonra Gençler'in Isaac ve geriden gelen Kerem'le kaçırdığı pozisyonlar, telaşlanan ve hata yapan defansın hediyeleriydi. Bir başka deyişle Trabzon defansıyla her an krize girebilecek bir görüntü sergiliyordu. Fatih çıktıktan sonra rahatlayan Gençler oyunu bir anda sertleştirip hakem Erol Ersoy'dan tolerans bulunca oyun yine başlangıçtaki görüntüsüne döndü. Sonuç ne olursa olsun Trabzon hiç olmazsa toparlanma yolunda olduğunun mesajını verdi.