25 Mart 2017 Cumartesi


FATİH hocanın ve hepimizin hesabı çok netti! “İki Kosova arası Finlandiya var; 9 puan yapar. 2 Eylül’deki Ukrayna deplasmanına 11 puanla gidelim.” Kundaktaki Kosova sorun olmayacaktı ama buluğ çağındaki Finlandiya ile mücadeleni 3 puansız geçersen yakıcı olabilirdi. Hoca bunun bilincinde, takımına hücumda inanmış bir 11 ile sahadaydı. 4-1-5’e yakın formatta; Arda ve Yunus ile forvet arkası hattı oluşturup; iki kenar ile de tehditkar bir 5’li yapmıştı. Selçuk’un da ne kadar defansif bir adam olduğunu herhalde kendisi de tartışır. Dolayısıyla hoca sonuçtan bağımsız doğru kadro yapmıştı. 

9 ve 13’teki Cenk golleri iki önemli çalışılmışlığı orta yere koymaktaydı. Hem kanattan sert orta, içeride bol adamlı hücum seti, hem de son FAS maçı dahil açık veren rakip duran top savunmasının iyi analizi. Finliler, yakın direğe dışa kavisli kullanılan rakip vuruşlarında sorun yaşamaktaydılar. 
 
FAZLA KONTROLLÜYDÜK!
 
13’TE 2-0 yaptıktan sonra üstüne yattık canım! Hiç başka tanımı yok. Adına ister geri yaslanma deyin, ister topu rakibe verme, ister gücünü ekonomik kullanma! Ne dersen de oyun senin değildi tıpkı top gibi! Ne 13 dakikada 2-0’ı bekliyordum, ne bu kadar kontrollü oyunu! Ama dün gece kazanmalıydık. Rakibe direkten dönen topları dışında fırsat vermedik. ‘Acaba 2-1 olur da sonra sıkıntı yaşar mıyız?’ sorusunu da sormadık. 
 
GÖZÜNE tutulmuş tavşan misali kuzey ülkelerine karşı neredeyse hiçbir maçı kazanamayan, berabere kaldıklarında da oyun olarak kaybolan ülke takımlarımızın en büyüğü, dişli Finler’i mağlup etti. Dün akşamki galibiyet iyi analiz, doğru kadro ile maçı önceden kazanan Terim’e yazar. Özel Moldova ve resmi Kosova maçlarında ciddiyetli oyunlarımızla şimdi hedef 2 Eylül’de Ukrayna..