04 Aralık 2014 Perşembe


HAMZA Hoca'nın teknik direktörlük umurunu ölçecek değiliz. Ancak sıradan bir taraftarın görebileceğini görememesi ya da görüp icraat yapamaması şaşırtıcı oldu. İlk yarının sonlarına doğru Melo öyle bir tavır içindeydi ki, ‘ikinci yarıya çıkarsa atılacak!’ Nitekim 12 dakika sonra atıldı. Karar tartışmalı ama zaten ilk yarıda atılması lazım gelen Brezilyalı, 22’de atılırdı, ya da 32’de! Hoca onu çıkarmalıydı.
 
PEKİ Melo? Bildiğimiz Melo agresifliği sahadaydı. Ancak ilk dakikalardan itibaren stresi gözden kaçmadı. Acaba diyorum? ‘Acaba Melo, oynamayanlar arasında olmadığı için mi sinirliydi! Öyle ya; 'Sneijder, Burak Yılmaz ve Muslera oynamazken ben niye oynuyorum?' diye düşünüp, kendini sıradan futbolculardan biri olarak düşünüp agresiflik katsayısını yükseltmiş olamaz mı? Bunun bedeli belki genç Eskişehir önünde ödenmedi ama hafta sonu Akhisar maçında ödenecek! Ya da tam tersi son dönemin en formsuzlarından Melo’nun olmadığı G.Saray, Akhisar önünde daha akışkan oynayabilecek! Kim bilir!
 
4'Ü HARİKA 6 GOL
 
MAÇA dönersek! 4’ü harika 6 gol izledik. Emeği geçen, bize bu futbol şölenini yaşatan tüm unsurlara teşekkür edelim. Ertuğrul Hoca yaş ortalaması 24 civarında yedek/genç ağırlıklı bir takımla ‘cesaretle’ çıktı sahaya. İki penaltı yaptıran ve oyundan alınan Semih dahil Eskişehirspor, gerçekten diri bir ekiple sahadaydı. Hoca, yenilgiye rağmen doğru iş yaptı.
 
G.SARAY ise oyunun belli bölümlerinde genç rakibine teslim olsa da sonlarda yetenek/deneyim kalitesiyle maçı almayı bildi. Hamza Hoca, 4-4-2’de ısrar eder mi bilemiyorum. Ancak başlangıç stratejisinde iki kanatta Olcan ve Emre, takımın aradığı hızı bir miktar bulmasını sağladılar. Beklerden yine beklenen katkı sağlanamazken Pandev-Umut ikilisi Selçuk-Melo’ya ilk yarı boyunca yardımcı olarak alanlar açtılar. Hamza Hoca moral veren bir sonuçla başladı. Oyunun skorla örtüştüğünü söylemek ise şimdilik güç!