08 Aralık 2014 Pazartesi


MAÇ öncesinde editörümüz Müfit Gürevin arayıp ‘Abi yazında maçın ağırlıklı Trabzonspor açısından değerlendirmesini yapar mısın?’ dediğinde 100 üzerinden en az 49’u yorumlayacağımı sanmıştım. Saat 18.59’da da görüşüm “bu maç berabere biter” şeklindeydi! İki konuda da yanıldığımı itiraf etmeliyim. Abartarak söylüyorum ki, 1993’teki 7-1’lik maçtaki kadar etkisiz bir futbol oynadı Trabzonspor. 18.59’daki beraberlik kanaatim 90 saniyede değişti! 19.01’e varmadan kendime “Beşiktaş maçı alır bu coşkuyla” fikrini zerk etmeye başladım.

G.SARAY, Metalist, G.Birliği maçlarındaki 10 gollük performans kadar, takımın hız kalitesi gözümü bürümüştü. Çünkü Ersun Yanal, takımlarına ‘Yalandan’ değil gerçekten hız enjekte eden bir teknik adam. Beşiktaş’ı tanısak da, oyuncuların kondisyon kalitelerini bilsek de Ersun hocanın en azından ‘G.Saray maçında yaptığı gibi’ ilk 25-30 dakika ‘Durdurma oyunu’ oynatacağını zannetmiştim.
 
AVRAAM GECENİN YILDIZIYDI!
 
BEŞİKTAŞ buna imkan vermedi. Ancak Trabzonspor da bunu zorlayıcı neredeyse hiçbir şey yapmadı. Bilhassa ilk yarı çok silik, mahkum bir performans sergilediler. 35’teki Constant değişikliğiyle kalan 55 dakikada zaman-zaman topa sahip olabildi. Biliç, Kerim’i hem büyük maç deneyimi eksikliği nedeniyle, hem de Bosingwa önünde yeterli savunma yapamayacağı öngörüsüyle oynatmadı. Çok haklı çıktı. Portekizli kımıldayamadı. Ekici de baskıdan nasibini aldı. Musa, 2 gol içinde ‘Bölgesel’ anlamda vardı. Avraam zaten gecenin yıldızı! idi. Belkalem dışında ayakta kalan oyuncu yoktu.
 
ÖN alanda en az 5 ofansif oyuncuyla mücadele eden ama hiç birinin etkili olamadığı bordo-mavililer gol pozisyonuna giremedi. Yetmedi 3 golde de ayağındaki topu verip gol yediler. Gökhan ile Mustafa’nın kaçırdığı iki gol pozisyonu maçın kırılma anlarındaydı. 60’taki o iki pozisyon gol olsaydı, 1993’teki skorun beteri olurdu Trabzon için!