10 Aralık 2014 Çarşamba


MAÇI anlatmak çok kolay! Ne kadar eksik olursa olsun Arsenal gibi bir firma, nasıl oynayacağını biliyor. Tıpkı ekim başında Londra'da olduğu gibi "çalışacakları yeri" yani sağ tarafı çok iyi biliyorlardı. Öyle de yaptılar. O gün Veysel, dün Tarık! Podolski ile iyiden iyiye deşerek daha maçın başında 'madeni' buldukları mesajını verdiler. Deştiler de deştiler, işlediler de işlediler! İlk yarı iki gol buldular. Ramsey'in uzaktan attığı muhteşem gol ise bende 'James Rodriquez'in Uruguay maçında attığı gol' tadı bıraktı.

İKİNCİ yarıdaki tribün performansını not etmek gerekiyor. 46'dan itibaren onların itici gücü, Arsenal'in oyuna aldığı gençlerle vitesi düşürmesi neticesinde G.Saray biraz top oynamayı hatırladı. Ama sadece o kadar! Tribünler Şampiyonlar Ligi'ne eğlenerek veda ettiler. Hedeflerinin lig olduğu mesajı verdiler adeta. Maçın kalan bölümünün skoruyla, sonundaki tabelayla ilgilenmediklerini ifade ettiler.  
 
BU HEZİMET ÖLÇÜ DEĞİL
 
MAÇIN sonucundan ziyade başka gerçeklerle başbaşa kalmak gerekiyor. Elbette tarihin en kötü Şampiyonlar Ligi performansının faturasını Hamza hocaya kesmek vicdansızlık olur. Bu takım genlerindeki Avrupa vizyonunu unutmuş bir 2014-15 yaşadı. Kim kabahatli kim değil; bunlar sonraki tartışma konuları. Şimdi G.Saray önüne bakmalı. Önündeki en büyük sorun kasası çünkü! Her G.Saraylı kendini 'nohut oda bakla sofa' yarınlara, geleceğe alıştırmalı. 
 
HAMZA hocaysa bu geleceğin en önemli planlayıcısı! Muhtemelen dün geceden en değerli mesajları çıkarmıştır. Akhisar maçındaki düzeni ve oyunu anlamlıydı; dün aynı plan karşısındaki rakibin kalitesinden ötürü tutmadı. 
 
Bundan sonraki yol haritasında bilhassa 4-2-3-1 dizilişinden vazgeçip geçmeyeceği, sistemini oturtma konusundaki ısrarı, G.Saray'daki geleceğini tespit edecek. Arsenal sınavındaki hezimet bu kararda ölçü olmamalı!