02 Şubat 2015 Pazartesi


MUHTEŞEM bir futbol maçı izledik. Baştan sona Bursaspor’un domine ettiği, nefis bir ziyafet! G.Saray’ın anca 80’lerden sonra katılabildiği festivalin kırılma anı Volkan Şen’in penaltıya sebebiyet vermesi ve atılmasıydı. Ligin en kendini, ne yaptığını bilen takımlarının ilk üçünde yer alan Bursa 2 puanı kaptanı eliyle verdi rakibine. 

İLK 20 dakikada net 4 gol pozisyonunu atamaz, 2. yarıda da bu kadar etkili oyunu sadece 1 golle süslersen, puanı verirsin rakibe! Josue’nin yokluğuna karşın muhteşem bir orta saha kurgusu, bek katkısı ve rakip analiziyle karşıdakini çökerten bir oyun anlayışı... 
 
G.SARAY’IN golü sonrası Bursaspor’un maçın içinde kalmasıdır asıl maharet. Çünkü iyi oyunun ardından yenen gol -ki nefis bir organizasyonla atıldı- onları oyundan düşürmedi, planlarını bozmadı. İlk gol gibi pozisyonları bulma, “rakibin duruşunu etüt etmekten” geçer! Bunu çok iyi yapmış Şenol hoca. İkinci golde de “G.Saray’ın bin defa verdiği duran top resim bozukluğunu” sonuca dönüştürdüler. Hesap ettikleri her şeyi elde ettiler. 
 
SADECE kaptanlarının yaptığını hesap edemediler. Duran topta voleybol hareketi, Bursaspor’un tüm güzelliğine sekte vurdu. Golden sonra sarı-kırmızılıların daha çok topla oynayıp baskı kurma çabaları neticeyi değiştirmedi.
 
FARKTAN KURTULDULAR
 
FARKINDAYIM G.Saray’dan az söz ettim! Öncelikle güzelliğin, doğru oyunun hakkını vermek istedim. Sonra da “defansı defalarca acz içinde kalmış, oyuncu değişiklikleriyle karmaşıklaşan, farktan rakibin beceriksizliğiyle kurtulan, Sneijder dururken Emre’ye penaltı attıran” bir takımı önümüzdeki dönemlerde daha çoook yazarız diye geride bıraktım! O yazılarda da “acz içindelik, bedbinlik, bedbahlık” gibi kavramları çok kullanırız daha!