09 Haziran 2015 Salı


SKORA bakacaksak herkesin net gördüğü bir gerçeği yineleyerek başlamalı. İlk yarı Yasin, Volkan ve forvet arkası Arda ile 4-2-3-1 oynadık; olmadı. 2. yarı hoca kanatlara orta saha özellikli başka kabiliyette adamlar monte edip 3 iç orta sahalı 4-3-3’ e dönünce neticeyi aldık. 

46-65 arasındaki futbol da yetti zaten. Kaldı ki sonuç çerçevesinde konuşmanın manası yok. Takımımızda 1-1’ lik Hollanda maçının moral kondisyonu halen duruyor. Almatı yolunda Amsterdam ve Kasımpaşa moral depolaması işe yarar netice getirir; sözün özü kazanırız.
 
ANCAK 8-12 Haziran serüveni bir inşaa sürecini getirmeli. O inşaa da Fatih hocanın kafasında zaten olacağını/olduğunu varsaydığımız bir mühendislik kurgulaması... Yani bu takımı bir adamın etrafında geleceğe hazırlamak. O adam da Hakan Çalhanoğlu. Ne 1. goldeki alışkın olduğumuz vuruş kalitesi, ne 2. goldeki takibi... Bunlardan söz etmiyorum! Hakan’ın topu ayağına, oyunu eline alışı milli takımda çok uzun süredir görmediğimiz bir lider oyuncu kimliğini buram-buram kokutuyor. 
 
LİDER HAKAN OLMALI
 
SADECE 20 yaşında! Ama liderlik yaşta değil, baştadır! Kalitesi kadar oyunu okuma zekasının da muhteşem olduğunu her an gördük. İlk yarıda ikili orta sahanın bir parçası olarak, ikinci yarıda ise 4-3-3’ ün sağında... Basa basa “Takım benim üzerime inşaa edilmeli”  diyor. Fatih hoca, ‘onu kazanmakta gösterdiği büyük babalığı’ onu bu takımın, ülke futbolunun lideri yapmak konusunda da göstermelidir. Bu konuda hasislik edeceğini sanmam.
 
BİR takıma, bir camiaya, bir ülkeye liderlik etmenin ne kadar büyük bir iş; ne kıymetli adamların yapabileceği bir fayda olduğunu en iyi bilenlerdendir. Ona akıl verecek değilim; Türk olarak temenni de kabul edebilirsiniz bu yazdıklarımı.
 
VE Emre Taşdemir... Caner ile birlikte aklı başında bir sol bekimiz oluyor galiba! Bu maçın 2. büyük kazancı da bu oyuncu...