02 Ekim 2015 Cuma


LAF Ali Ece’nin; futbolda ilk ondan duydum ‘eşit ağırlık’ kavramını. Yakın dönemde Sporting kadar oyunu eşit ağırlıklı oynayabilen bir ekip görmedim. İlk yarı bizi dağıttı. Futbol neyi gerektirdiyse yapamadık. Defans arkasına atılan toplardaki durumumuzu görünce Skenderbeu muamelesine tabi tutulduğumuzu sandım. 
 
ŞENOL hoca analizlerinde böyle bir ekiple karşılaşacağını tahlil etmiş ki, Necip-Atiba’yı tercih etti. Haklıydı; ama rakip kusursuzdu. Kanatlara inme, topun yönünü çevirme, ikiye bir, verkaç vs... Ne gerekiyorsa! 40’larda bir kez boş yakaladık gibi olduk; inanın 2’ye 6 idik! 
 
OLCAY YOKKEN...
 
DEVRE arası operasyon gerekmekteydi. Hoca doğruyu yaptı. Riskliydi ancak bu kumar değil, cesaret etmekti. Oğuzhan, oyun karakterimizi başkalaştırdı. Öndeki 6’lı hareketlendi. 61’deki gol umut aşıladı, sonra karşılıklı pozisyonları hem onlar hem biz bulabildik. İlk yarı kadar aciz olmasak bile sıkıntıya düştüğümüz saniyeler oldu. Tolga’nın 1-2 kritik kurtarışını unutmamalı! Ancak kontrol Beşiktaş’taydı. 
 
68’DEN sonra hocanın çift forvete dönmesiyle hücumdaki zenginliğimiz arttı. Grubun favorisi olan ve Olimpiyat’ta rotasyonla sahne alan gerçek bir antrenör takımı Sporting önünde yenilmemek sevindirici. 2. yarı Oğuzhan patronluğundaki oyun ve orta saha kurgusu umut verici. Cezalı Olcay’ın olmayışında sık-sık enerji kaybı gözlemlediğimiz temsilcimiz için ilk 2 uzak değil zannımca.