22 Haziran 2016 Çarşamba


İLK 4-5 dakika müthiş baskı yiyerek başladık maça. Püskürtmemiz güç oldu. Topu ayağımıza aldıktan sonra doğru oynadığımız  atakla nefis bir gol bulduk. Sonrasındaki 35 dakikada oyuna hakim olduğumuzu söylemek zor... Çünkü Hırvatistan ve İspanya maçlarındaki kalabalık ‘topu seven orta saha yerine’ iki hızlı adam tercih ettiğimiz için (Burak da dahil) onları geniş alanlara kaçırma stratejisi geliştirmeye çalıştık. 
 
DENEMELERİMİZ de fena sonuçlar almazken rakibin duran top ve kenar organizasyonlarına engel olamadık. Bilhassa sol tarafımız yer-yer otoban oldu! Ancak gol yemedik. İkinci yarı için ciddi moraldi bu. 
 
46’DAN itibaren özellikle kendi alanlarımızda baskı yedik. Hem kenar, hem göbek ciddi-ciddi sıkıntıya uğradık. O sırada gelen golle rahata erdik. Sonrasını hocanın doğru değişiklikleriyle koruduk. İyi oynamadan doğru alan kapatarak zaman-zaman iyi çıkışlarla 3’ü bulmaya gayret ettik. Olmadı. Kritik yerlerde kalecimiz Volkan Babacan’ı alkışladık. Çok iyiydi. Gerek stoperlerimiz gerek ön stoperlerimiz
savunmalarını doğru yaptılar. 
 
HARİKA DEĞİL DOĞRUYDUK!
 
İYİ oynamadık, doğru oynadık. Harika hücum etmedik; gerektiği gibi, yeteri kadar etkiliydik ofansta. Emre Mor’u, attığı golle Burak’ı, topla ilişkisinin doğruluğu ile Oğuzhan’ı, kattığı enerjiyle Olcay’ı kutlamalı. Zor günler geçiren Arda’nın da genelde olmasa dahi, bazı anlarda orta yere koyduğu kalitenin altını çizmeli. 
 
ALINAN galibiyet mutluluk verici. Ancak 21.59’daki gerçeklerimizi, tartışmalarımızı, kırgınlık ve üzüntülerimizi unutturmasın 2-0... Arabesk halleri Orhan, Müslüm Baba şarkılarında; sloganları reklam setlerinde bırakalım... Galibiyet sevinci, gerçeklerle ilişkimizi saçma sapan propaganda sözleriyle örtmesin. Mutluyuz; aklımızı, sorunlarımızı unutmadan kutlayalım galibiyetimizi...