25 Eylül 2016 Pazar


4-1-1'E yakın bir formatla çıkan G.Saray'da Sneijder'in daha merkezde bulunması oyunun anahtarının sarı-kırmızılılarda kalmasına neden oldu. Oradan trafiği iyi idare eden Hollandalı'ya Beşiktaş iki klas liberosuna rağmen ciddi baskı koyamadı; ya da koyduğu baskı yeterli gelmedi Wes'in klasına. 
 
Terste de Selçuk ile Tolga, "10 numara olmak istemiyorum" diyen Oğuzhan önünde sorun yaşamadılar! Beşiktaş böylelikle merkezden değil, kanatlardan hücum etmek zorunda kaldı. İlk 15-20 dakikada bu zorunluluk, üstünlük kurmaya sebep oldu. Q7 ve Caner, Sabri kanadını adeta bitirdi! Oyun, hep Beşiktaş'ın idi! Elbette o sıra Eren'in golü, G.Saray'ın (oyunu verse de) sahada diri/moralli kalmasına etken oldu. Devi sonuna doğru gelen gol ise 'kaymaklı ekmek kadayıfı' oldu. 
 
HAKSIZ REKABET
 
VE fakat G.Saray ilk yarı Beşiktaş'ı savunurken de hücum yaparken de, Bruma'yı koştururken de fizik gücünü harcadı, 60'lardan sonra Beşiktaş iyiden iyiye baskı kurdu. Şenol hocanın (Taliscave Aboubakar'ı alarak) Cenk'i sol kenara atıp zenginleştirdiği, Olcay ve Oğuzhan'dan vazgeçtiği, zamanzaman 4-2-4'e dönüşen oyunu ile rakibi hapsetmesi iki gol getirdi. 
 
RIEKERINK yine önemli bir maç önü analisti olduğunu kanıtlarken, hamle meselesinde sıradanlaştığını ortaya koydu. Son saniyelerde Josue'nin ters ayağına geldiği için atamadığı şutun sonrasında gelen Q7 pozisyonunda ise lüg'atımıza Cihat Arslan tarafından sokulan 'haksız rekabet' Muslera efekti görüldü. İki takımın da futbol adına sunduğu şölen herkesi çok mutlu etti.