Serhat Ulueren Onlar da başkan bunlar da!
17 Mayıs 2017 Çarşamba


Dört büyük takımın tokatçı, tehditkar, soyunma odası basan, fütursuzca yalan söyleyebilen başkanlarını gördükçe inanılmaz program yapasım geliyor içimden...

BİR tenis hayranı ve veteran tenis oyuncusu olarak 7 Mayıs Pazar günü ATP İstanbul Finalini izlemeye gittik kızımla beraber. 1 haftalık turnuvanın finaline kadar çok ilgi yoktu, neyse ki dünya 6 numarası Milos Raonic ile 8 numara Marin Cilic arasındaki finale 6 bin civarında seyirci gelmişti. Bugüne kadar gördüğüm en mükemmel tesis (açılır-kapanır tavanıyla Türkiye’de ilk, dünyada 5.) Garanti Koza Arena bende derin izler bıraktı. Garanti Koza İcra Kurulu üyesi Kubilay Ilgın, 23 kapalı, 27 açık tenis kortu, 2 basketbol, 1 futbol, 1 voleybol sahası ile 1 yarı olimpik yüzme havuzu ve masa tenisi kompleksini, ağzım açık kalırcasına bana gösterirken, her gün yaşları 4 ile 16 arasında değişen 1600 sporcunun ciddi bir eğitim aldıklarından bahsediyordu. 100 bin metrekare alana kurulu tenis ağırlıklı spor akademisi 100 milyon dolara kurulmuş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şükrü İlkel, kafayı ciddi anlamda başta tenis olmak üzere diğer branşlara takmış durumda. Amacı Spor Akademisi anlamında dünyada 1 numara olmak. Garanti Koza gibi TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici de tenis ve spor aşığı. Ciddi bütçeler harcıyorlar.

Bıraksalar öldürecek!

 
TÜRKİYE’DE çocuklara, gençlere yönelik böylesine önemli işlere imza atan Şükrü İlkel ve Ümit Leblebici başkanlar gibi daha burada adını yazmadığım onlarca, yüzlerce spor sevdalısı başkan ve yönetici varken, ATP İstanbul finalinin oynandığı dakikalarda Türkiye’nin en önemli kulübün başkanı, rakip takımın başkanını, eşi, çocukları ve yüzlerce seyircinin önünde tokatlıyor, tehdit ediyordu. Bıraksalar belki de öldürecekti. Tokat sonrası söylediği sözler aslında daha vahim.
 
ORTADA BAŞARI YOK
 
BİR diğer başkan ise Aziz Yıldırım olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Önceleri hiç konuşmaz, ortalarda görülmezdi. Sonra, “Bu kadar para verdim, bunları yaptım” demeye başladı. Kulübün elinde kalan son parçalarını (Riva-Florya arazileri) sattı ama borç hâlâ 500 milyon dolar. Kardeşini, yeğenini getirdi, olmadı. 1.5 yılda tam 5 teknik adam değiştirerek kulübe müthiş vizyon kattı! Başarı var mı? Yok. Tüm branşlarda F.Bahçe’ye farklı kaybetti. Sayesinde UEFA’dan men cezası çıktı. Yetmedi Kasımpaşa maçı bitimi soyunma odasına daldı.
 
“Daha düzgün gidiyor, doğru işler yapıyor. Yeter ki havaya girmesin” dediğim Fikret Orman da maşallah, hemen her gün canlı yayınlarda. 
 
Susturana aşkolsun. Bu hızla konuşmaya devam ederse şampiyonluk da gidecek. Bir başka büyüğün başkanı ise konuşmuyor, sosyal medyadan yazıyor. Sabah akşam Twitter’da. Bakıyor yazacak konu yok, asbaşkanına dalıyor.”
 
13-14 kişi yolumu çevirdi!
 
ŞİMDİ bunları niye yazdım? Pazar günü tenis finalinden çıkarken yaklaşık 13-14 genç ve yetişkin yolumu çevirip, “Abi neden Telegol yapmıyorsun? Aziz Başkan, bugün başkan tokatlamış sen burada ne arıyorsun? Ne olacak bu G.Saray’ın hali? Sen programda olsan Yıldırım ve Özbek’i yerden yere vurur, başkanlıktan indirirdin?” sorularına muhatap oldum. Sonra biraz da Beşiktaş-F.Bahçe derbi maçını izleyelim deyip bir restorana kurulduk. 
 
Göz ucuyla maçı izlerken dalıp gittim. O Pazar yaşadıklarım, gördüklerim ve bana yöneltilen sorular gelip geçti gözümün önünden.
 
İfşa etme zamanı geliyor
 
İŞTE 4 büyüklerin tokatçı, tehditkar, soyunma odası basan, fütursuzca yalan söyleyebilen başkanlarını gördükçe inanılmaz program yapasım geliyor içimden... Artık birilerinin, kulüplerinin üzerinden zenginleşen, reklamını yapan, menajerlerle işbirliği yapıp paraları cebe atan, olmadık oyunculara 5-6 katı fazla para verip kulüplerini kendilerine borçlandıran başkan ve yöneticileri ifşa etmenin zamanı geldi de geçiyor.
 
İNANIN son 4 aydır sadece basketbol, voleybol, tenis, bisiklet, snooker izliyorum. Dört aydır uzak kaldığım televizyona, kısmetse yakında döneceğim. Farklı formatlarda programlar yapma isteğim ateş almış durumda. Yorumcuların ve benim, hakaret etmeden, sulandırmadan net bilgi ve araştırmaya yönelik nice Telegol’lerde buluşmak dileğiyle...