07 Ekim 2018 Pazar


GERÇEKÇİ olmak gerekirse deplasman oyununda ilerleme var G.Saray’ın. Porto yansıması Antalya’da devam etti ve bu defa son anlarda 3 puan haklı olarak G.Saray’a geldi. Aslında Porto maçıyla ciddi benzerlikler vardı dün gece. Topla oynama %70, isabetli pas sayısı 500’den fazla, net pozisyonlar da ciddi üstünlüğü vardı Sarı-Kırmızılıların.
 
ŞİMDİ herkes Fatih Terim’in Donk ve Maicon’u çift forvet oynatarak maçı G.Saray’a kazandırdığını söyleyebilir, yazabilir. Bence doğru bir tespit değil. Zaten G.Saray’ın 87 dakika gol bulamaması başlı başına irdelenmesi gereken bir konu. Rakip Antalya’nın bırakın gol atmayı golü düşünecek bir zihin yapısı yok. Terim’in daha çok risk alıp Sinan’ı forvet, Feghouli’yi de ilk 11’de başlatmasını beklerdim. Şımarık ve küstah bir yapısını Portekiz’de açıkça ortaya koyan Belhanda’yı cezalandırıp kulübede oturtması daha şık olurdu. 
 
BİR GARİPLİK VAR!
 
AYRICA Onyekuru ve Rodrigues bir arada oynamamalı. Rodrigues gerçek yeri sol kanatta oynamalı, Onyekuru da maçın gidişatına göre sonradan dahil olmalı. Elbette Terim takımını daha iyi biliyor ve bu oyuncularla her dakika beraber. G.Saray bu kadar baskıya rağmen golü 87’de bulabiliyorsa bu iş de bir gariplik var demektir. Demek ki bir yerlerde tıkanma var.
 
DAHA fazla eleştirmek istemiyorum. Porto maçıyla G.Saray’ın deplasman fobisini atlattığını, Antalya galibiyetiyle de bunu tescillediğini düşünüyorum. Mariano yine risk almadan, etliye sütlüye karışmadan oynadı ama güzel ortalar yaptı. Goldeki ortası ve öncesinde Sinan Gümüş’e alda at pası övgüye değerdi. Orta alanda Ndiaye, defansta Serdar ve Ozan harika oynadılar. Ndiaye böyle oynamaya devam ederse kalesinde çok az tehlike yaşar. Muslera son 2 dakika hariç hayatının en kolay maçını oynadı.