13 Nisan 2017 Perşembe


Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi çeyrek finaldeki rakibi Olympique Lyon’un futbolu, takımın teknik direktörü Bruno Genesio’nun karakterinin bir yansıması. Hani bizde bir tabi vardır, ‘Kazanamıyorsan, kaybetme’ diye. Fakat Genesio’nun felsefesinde bu kesinlikle yok. Ya kazanacaksın ya kazanacaksın, başka yolu yok. Bu felsefede istekli arzulu ve hızlı başlayan rakibe nefes aldırmayan Lyon ilk yarım saatin ardından kademe kademe oyundan düşmeye başlıyor. Genç dinamik bir kadrosu olan Lyon, savunmada hataya da çabuk düşüyor. Gol yedikten sonra toparlanması biraz zaman alıyor. 
 
Lyon’un en tehlikeli ayağaı Lacazette. Bu sezon 38 maçta 30 gol ve 4 asisti var. Corentin Tolisso 40 maçta 13 gol ve 6 asist, Nabil Fekir 41 maçta 11 gol ve 11 asist, Valbuena 34 maçta 8 gol 7 asist, Maxwel Cornet ise 42 maçta 8 gol 3 asisti bulunuyor.
 
4-3-3 sistemiyle sahada olan Lyonlu futbolcular, kaleyi görünce taktik maktik yok  bam bam bam şut çekiyor. Savunmanın önünde Atiba- Oğuzhan ve stoper mevkiinde Mitrovic- Marcelo ikilisine çok iş düşüyor. Trabzonspor’da uzaktan yenilen goller düşündürücü. Kesinlikle izin verilmemeli. Fabri’nin de her an kaleye şut gelecekmiş gibi hazır olması gerekiyor. 
 
Onlarda Depay bizde Q7 yok
 
Depay’ın yokluğu Beşiktaş için avantaj. Oyundan düştüğü anlarda takımı toparlayan yıldız futbolcu bu sezon Avrupa Ligi’nde daha önce Manchester United forması giydiği için kurallar gereği kadroda yer alamıyor. Depay’ın yokluğu Beşiktaş için nasıl avantaj ise sakatlık yaşayan Quaresma’nın yokluğu da Lyon için bir avantaj sayılabilir. Çünkü hem Depay hem Quaresma takımları için çilingir gibi. 
 
Üst düzey maçlarda suskunlar
 
Lyon da Beşiktaş gibi Şampiyonlar Ligi’nden Avrupa Ligi’ne geldi. Tarafsız gözle baktığınız zaman aynı gün ve aynı saatte oynanan UEFA Avrupa Ligi çeyrek final maçları arasında en ilgi çekici ve sonucu en çok merak edilen maç Lyon- Beşiktaş maçı. İki takım da ofansif futbolu seviyor. Fakat Lyon’un kendisinden daha kaliteli takımlara karşı tutuk kaldığını gözlemliyoruz. Fransız ekip Şampiyonlar Ligi’nde 6 maçta 5 gol atabilmiş. Kalesinde ise 3 gol görmüş. Kendisinden daha zayıf bir rakip olan Dinamo Zagreb’e iki maçta 4 gol atarken, gruptaki diğer rakipleri Sevilla ve Juventus karşısında 4 maçta sadece 1 kez gol sevinci yaşadı. Lyon o golü de Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçında Barcelona’yı 3-0’lık skorla deviren Juventus’a deplasmanda kaydetti. 
 
Lyon kendi liginde 54 puanla 4. Sırada yer alıyor. Ne şampiyonluk şansı kaldı ne de Şampiyonlar Ligi. Son maçında Lorient’e evinde 4-1 mağlup oldu. Lyon ilk 3 sırada yani kendisinin önünde yer alan takımlarla yaptıkları maçları inceleyelim. PSG’ye karşı hem içeride hem dışarıda aynı skorla, 2-1 kaybetti. Lyon, her iki maça da hızlı başladı sonunu getiremedi. Sezonun flaş ekibi Balotelli’li Nice karşısında da Lyon, oyundan düştüğü anlarda yediği gollerle 2-0 mağlup oldu. Goller 76 ve 80’de geldi. Monaco deplasmanında ise rakibi 10 kişi kaldı ve sahadan 3-1 galibiyetle ayrıldı. Monaco ve Nice ile ligde ikinci maçlarını henüz yapmayan Lyon, üstüne konuştuğumuz takımlar karşısında 4 maçta 5 gol sevinci yaşarken 7 kez de topu kendi ağlarında gördü. 
 
Özetle Lyon dişine göre rakiplerde hızlı başlıyor, hızlı başlarken kontrolü elinden kaybetmemeye çalışıyor ama sürekli golü düşünen yapısı olduğu için savunmada cömert diyemeyeceğim kadar komik hatalar yapıyor. Lyon’a karşı tüm kontra ataklar gol pozisyonu oluyor. Lyon kendisinden kalite bakımından düşük olan rakiplerini çok daha rahat demoralize edebiliyor. 
 
Beşiktaş bu Lyon’u eler mi? 
 
Tabi ki Eler. Şanslar eşit. Hatta Beşiktaş belki bir adım daha önde. Düşünün Lyon, Şampiyonlar Ligi grup aşaması son maçında Sevilla’ya karşı 2 farklı skor üstünlüğü kurabilseydi, bugün Beşiktaş’ın rakibi son 3 yılın UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla olabilirdi. Şimdi hangi seçenek sizce daha iyi? Bir başka pencereden de bakalım; Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi grup aşamalarında Lyon ile eşleşseydi sizce siyah beyazlılara üçüncü torbadan çıkan Dinamo Kiev’den daha mı kötü bir kura olacaktı? Lyon ligde kötü bir sezonu geride bırakmak üzere ve tek tutunacak dalı Avrupa kaldı. Beşiktaş ise hem ligde avantajlı durumda hem de son 5 sezonda nereden nereye geldiğine baktığımızda bulunduğu konumda elenmesi üzerlerinde bir baskı meydana getirmeyecek. 
 
Sinir, stress, baskı Lyon’un üzerinde olacak. Bu baskıyı, baskı yaparak üzerlerinden atmaya çalışan Fransız ekibe deplasmanda atılacak bir gol rakibin demoralize olmasına yeter. Üst seviyede oynadığı maçlarda savunmayı daha iyi yapmak için biraz daha kontrollü oynamaya çalışıyor. Fakat savunma evlere şenlik olduğu için Lyon’da hesap hiçbir zaman çarşıya uymuyor. 
 
Cenk çok üst düzey oynamalı
 
Beşiktaş penceresinden bakacak olursak Quaresma da Aboubakar da ciddi eksik. Çünkü kontra ataklarda etkili olabilecek iki futbolcusundan yoksun sahaya çıkacak Beşiktaş. Fransa’daki ilk maçta özellikle Babel’e çok iş düşüyor. Gökhan Gönül, önünde Babel oynadığı zaman ileriye daha çok bindirme yapıyor. Süratini de göz önünde bulundurursak Lyon’a karşı tehlikeli ikili olur. Cenk gününde olursa affetmez. Cenk gibi golcünün artık gününde olmasının dışında kötü oynarken de gol atmaya daha çok alışması lazım. İşte o zaman Beşiktaşlıların gözleri Mario Gomez’i aramaz. 
 
Güneş’in en ciddi sınavı
 
Beşiktaş’ın bana göre en büyük silahı Şenol Güneş. Güneş’in kariyeri boyunca en üst düzey maçları Brezilya’ya karşı 2002 Dünya Kupası’nda hem grup aşamasında hem de yarı finalinde oldu. Hatırlayınız o iki maçı. O turnuvanın şampiyonu Brezilya’ya karşı dişe diş mücadele veren tek milli takım bizdik. Gerçek Ronaldo’nun belki tarihinde tek teknik vurmayarak, tabir olarak burnuyla vurduğu meşin yuvarlığa mağlup düşmüş ama maçlar final tadında olmuştu. Öyle ki Brezilya, yarı finalde Milli Takımımıza zorlandığı kadar finalde Almanya karşısında zorlanmamıştı. 
 
Güneş’in elindeki kadro geniş değil. Fakat hayalleri hayata geçirecek güç, kuvvet, hırs ve inanç var. Ligde açılan puan farkı Beşiktaş’ı Lyon maçına konsantre edebiliyor. Belki Başakşehir ile 5 değil 8 ya da daha fazla puan farkı olsaydı siyah beyazlı ekip bugün olduğundan 2 kat daha fazla konsantre olabilirdi. Taktisel anlayışın yanı sıra, psikolojik hazırlıklar da tamam. Beşiktaş’ın öncelikli amacı her zamanki gibi futbol oynamak olacak. Bu sezon Kiev deplasmanı hariç Beşiktaş hiçbir maçta 90 dakika oyun disiplininden ödün vermedi. Futbolcuların birbirine ve teknik direktöre olan güveni Beşiktaş’ın en büyük artısı. 
 
Erken final sözü aslında yanlış değil. UEFA Avrupa Ligi’nde form, güç ve kalite olarak Beşiktaş, Lyon ve ManU birer adım önde. ManU, tecrübe bakımından kupanın en büyük favorisi. Bir de üstüne Mourinho’yu eklersek en güçlüsü. Beşiktaş, Lyon’u geçerse bana göre finalin adı: Beşiktaş- ManU.